
Sevil Dolmacı Sanat Danışmanlık şirketinin kurucusu ve sanat danışmanı Sevil Dolmacı’nın Maçka’daki evi, sanat eserleri ile bezenmiş bir dekorasyona sahip. Bu evde şık bir yaşam, modern bir tarzla yorumlanmış.
Gerçekleştirdiği sergiler ile İstanbul sanat dünyasında öne çıkan bir danışman Sevil Dolmacı. Çağdaş sanatın öncülerini temsil ettiği galerisinde güçlü bir sanatçı kadrosu var. Söz konusu sanat olunca Dolmacı’nın yaşadığı evi merak ettik ve kapısını çaldık. “Maçka, İstanbul’un seçkin semtlerinden biri ve işyerime çok yakın olduğu için beni cezbetti. Bu eve 2017’de taşındım. Önce kiracı olarak girdim ve bir süre sonra evi satın aldım. Apartman 50’lerde yapılmış bir bina. Özel bir hikayesi yok. Benim yaşadığım daire, Serpil Şenyüz Mimarlık tarafından yenilendi ve dekore edildi. 200 metrekare olan evim; antre, salon, yemek bölümü, mutfak, yatak odası, giyim odası, misafir odası ve iki banyodan oluşuyor” diye anlatmaya başlıyor Dolmacı ve “Genç, trendleri bilen bir mimar Serpil Şenyüz. Uzun yıllar birlikte Demsa’da çalışmıştık. Hem ben onu hem de o beni yakından tanıyor. Dolayısıyla evim söz konusu olduğu için gözüm kapalı ona teslim oldum. Bugün sonuç olarak enerjisi yüksek, genç, dinamik ve renkli bir eve sahibim. En başa dönersek eve ilk girdiğimde bakımlı bir evdi ancak klasik ve yaşlı bir ruha sahipti. Antikalar ile şekillenen, yaşanmışlıkları temsil eden detaylar mevcuttu.
Beni yansıtmıyordu. Koyu gri duvarlar, karamsar bir bakışın ve zevkin göstergesiydi bana göre. Bu nedenle ilk iş bembeyaz bir kurgu ile eve nefes aldırmak oldu. İç mimarisinde yıkım-dökümlü bazı değişiklikler yapıldı.
Giriş kısmı, tavanlar ve giyinme odası tümüyle değişti. İç mekanları büyütmek ve alanları ferah göstermek için beyaz duvarlara ek olarak muhteşem manzarayı da içine almak adına aynalar kullanıldı. Dolaplar, duvar görünümlü düşünüldü ve mekânda işlevi arttırıldı,” diye bahsediyor.
Dekorasyon çalışmaları 2018’de yaklaşık altı ay sürmüş. “Bu evi dekore ederken Amerika’daki birkaç koleksiyoner evi beni çok etkilemişti. Biraz onlara öykündüm diyebilirim. Renk seçimlerimde sanat eserlerinin renkleri eve hâkim oldu. Mobilyalar sade tonlara ve minimal çizgilere sahip. Duvarlar beyaz ancak resimler oldukça iddialı renklerdeler.
Evin neredeyse her yanı resimler ve heykellerle dolu. Dolayısıyla sanatın baskın renkleri evimi şekillendiriyor. Aydınlatmalarda sanat aydınlatmaları tercih edildi ve Tepta ile çalıştık. Evimin komple cam ve manzaramın evin odak noktası olması, perde sistemini sanat eserlerini koruyacak otomatik storlar olarak belirledi.
Zeminler parke kaplı ve 19.yy Anadolu motifli eski bir kilime yer verdik,” bilgilerini paylaşan Dolmacı, “Bu ev için bazı tasarım klasiklerini Mozaik Design’dan temin ettik; Vitra Noguchi orta sehpa, B&B Italia yemek masası, Knoll Wassily koltuk, Cognac deri sandalye, Jonathan Adler sehpalar ve Maxalto koltuklar gibi… Evimdeki sanat eserlerinden bahsedecek olursak da Bjarne Melgaard’ın duvar yüzeyini kaplayan oldukça dokulu devasa işi, ona eşlik eden dünyaca önemli isim Ross Bleckner’in İstanbul’daki sergisine ismini veren Angels in Your Head adlı işi, Andy Warhol’un Dollar adlı edisyonu, Robert Indiana’nın Hope adlı işi, Haluk Akakçe’nin birkaç tuvali, Burhan Doğançay’ın Koniler serisinden bir tuvali, Ganalı sanatçı Felix Kwesi Awotwi’nin iplerle çalıştığı My Reality adlı işi, Robert Janitz’ın ve Erkut Terliksiz’in birer işi ve Kaws, Jeff oons ile Ai Wei Wei’nin küçük heykelleri.
Bu doğrultuda evimin dekorasyon tarzını çağdaş, renkli, sanatla iç içe ve fonksiyonel olarak tasvir edebilirim. Ev içindeki konfor anlayışım, yaşamı daha pratik kılmak mottosu ile şekillendi. Manzaraya bakan geniş oturma alanları, mutfakla iç içe bir yemek odası ve ayakkabı ve makyaj için ayrılmış ek bir giyinme odası, benim hayatımı kolaylaştıran ve eğlenceli kılan konforlarımdır. Beraber yaşadığım Pablo ve Paris adlı evcil hayvanlarım da evimdeki en büyük mutluluğumdur… Özetle, evimin insanı her gün yaşadığına şükretmek için neden sunan iyi bir enerjisi var. Burada yaşamaktan büyük keyif alıyorum,” diyerek sözlerini noktalıyor.
Tasarım: Sevil Dolmacı
Yapım: Rana Korgül
Fotoğraf: Burak Teoman