yonca-karakaş-7
SÖYLEŞİ

Pastel bir dünya: Yonca Karakaş

Rüyalarını fotoğraf serilerine dönüştüren İstanbullu bir fotoğrafçı Yonca Karakaş. Baktığı her yerde fotoğraf kareleri görüyor ve kendini yabancıları incelerken, zihninde onların saçlarını değiştirirken ve yanlarına bazı objeler yerleştirirken buluyor. Maddeselliği ve hayal gücünü kullanarak bambaşka bir dünya yaratıyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Fotoğraf ve Video Programından mezun olduktan sonra Serdar Tanyeli, Caroline Erel gibi değerli fotoğrafçıların yanında staj yaptı. Bu zaman diliminde reklam ve moda fotoğrafı alanında kendini geliştirme fırsatı bulan Yonca, okul boyunca edindiği sanat temelli bilgileri stajda öğrendikleri ile harmanlayarak kendine ait, onu yansıtan görsel bir dünya yaratmayı başardı. Yarattığı dünyayı tanımlamak istersek ‘’şeffaf, pastel, canlı, cansız, sıvı, katı’’ kelimelerini kullanabiliriz.


Fotoğrafa başladığınız ilk günlerden bugüne baktığınızda sürecinizi nasıl tanımlarsınız?
Daha çekingen davranırken bunu kırmanın yollarını aramaya çalıştım henüz tam olarak çekingenliğimi atmış sayılmam.

Fotoğraf felsefenizi oluşturan şeyler neler, nelerden etkileniyorsunuz?

“Şeyler” her şey ve herkes…

Neden ağırlıklı olarak pastel renkler?

Bilmiyorum sevdiğim için herhalde, diğer renkler gibi ben buradayım diye bağırmıyorlar baskın değil çekingenler.

Zaaflarınız, takıntılarınız var mı?
Temiz ve düzenli görünmek gibi takıntılarım var. Hatta etrafımda ki herkes öyle görünsün istiyorum.

Hayatta altını çizmek istediğiniz neler var?
Sistemin gerektirdiği gibi değil kendi düşünme yapısını oluşturmalı insan.
Kalıplarla konuşup, kalıplarla yaşıyoruz sanki, herkes tek bir kişiymiş gibi hissediyorum bazen. Bence herkes biraz rahatlamalı artık.

Hayatınızda sizi en çok etkilediğini düşündüğünüz neler var?
Çok sıra dışı bir hayatım olmadığı için somut bir cevap vermem gerekiyorsa, sinemadan müthiş etkileniyorum. Evden aylarca çıkmadan film izleyebilirim. Bunun dışında kalabalık bir ailem olduğu için empati gücüm çok kuvvetli. İyi bir dinleyici olduğumu da varsayarsak bazen karşımdakini dinlerken resmen yoruluyorum çünkü “o” oluyorum, bu gerçekten yorucu.

Bu etkileşim fotoğraflarınıza nasıl yansıyor peki?
Şeyler yani objelerle aramda bir bağ var. Etrafımda ki her şeyi gözlemliyorum madde, maddenin formu, çıkardığı ses, doku onlarla da empati kurulabilir.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.