
DP Architects’in bir projesi olarak ziyaret ettiğimiz Kartepe Balaban köyündeki müstakil ev, yeşilin her tonunun olduğu coğrafyada hem bir mola, hem de sıcak bir yuva amacıyla tasarlanmış.
İstanbul’a yakın bir mesafede doğanın içinde olmak, avantaj olmanın yanı sıra büyük de keyif… DP Architects firmasının sahibi mimar Derya Ergüven Çamangaoğlu’nun tasarladığı ev, altı buçuk dönümlük bir arsada konumlanıyor.
Evi gezerken Çamangaoğlu bize eşlik ediyor ve “Burada aynı arsa içinde dört ev bulunuyor. Her bir ev, birbiri ile yakın temasta olup geniş ailenin bütün fertlerine birer yuva olacak şekilde tarafımızca, yani DP Architects olarak tasarlandı. Bugün buluştuğumuz bu dubleks evde üç çocuklu bir aile yaşıyor. Kartepe; İstanbul’a yakınlığı, iş alanlarının ve aile büyüklerinin burada olmasından dolayı tercih edilmiş. Biz ortak tanıdıklar vasıtasıyla bir araya geldik. Projeyi aldığımızda daha çok yaz aylarında kullanılacak yazlık amaçlı düşündük. Ancak ev, küçük molalar için dört mevsim kullanılacak şekilde tasarlandı, uygulandı ve dekore edildi,” diye anlatmaya başlıyor.
Pandeminin tam ortasında Temmuz 2021’de taşınılan ev, sıfırdan inşa edilmiş. Evin hem mimarisi, hem de dekorasyonu dokuz aylık bir süreçte tamamlanmış. “Teras ve balkonları ile ev yaklaşık 400 metrekare. Komşu ev ile birlikte üç dönüme yakın bir de bahçe paylaşılıyor. Evde antre, salon, mutfak, misafir tuvaleti, çamaşır odası, iç ve dış olmak üzere iki depo, dört oda, dört banyo, bağlayıcı koridorlar ve merdiven ile komşu evle ortak kullanılan bir havuz bulunuyor.
Evin konumunun doğasına ve site konseptine aykırı davranmadan, habitata uygun bir şekilde tasarladığımız evde genel bir ahenk ile doğal malzemeler kullanıldı, hem dış mekanlarda hem de iç mekanlarda,” diyen Çamangaoğlu, “Aslında işe mimari ile başladık, sonrasında dekorasyon ile devam ettik. Mimari ve dekorasyon çalışmaları kısa süreli bir farkla eş zamanlı ilerledi. Evin mimarisini tasarlarken geniş bölümler oluşturmaya oldukça önem gösterdik. Mutfağın büyüklüğünü arttırmak için mimaride farklı çözümler denedik. Evin ferah görünmesini sağlamak için yüksek tavanlar oluşturduk. Tavanlarda ve duvarlarda yormayan tavan ve duvar öğeleri kullandık. Evin kalbi diyebileceğimiz merdiven unsurunu öne çıkarmaya çalıştık. Renk seçimlerinde ise dinginliğe önem verdik. Huzuru ve sadeliği sağlayan açık tonlara gittik,” diyor.
Dekorasyonda, mimari gibi, kırsal ve daha çok modern tarz birleştirilmiş. “İlham kaynağımız tabiki doğa idi. Doğa ile gelen huzuru evin içine dahil ettik. Aile fertlerinin bütün ihtiyaçlarını karşılayabileceği büyük bir mutfak, büyük bir teras, birleştirici büyük bir salon ve yüksek tavanlar çıkış noktamız oldu. Salondaki şömine, sıcacık ve huzur veren bir mekan oluşturmamızı sağladı, hiç şüphesiz. Bütün odalarda ıslak hacim konumlandırarak aile fertlerinin konforunu arttırdık. Özellikle ıslak hacimlerde kullanılan seramik ve vitrifiyelerin seçilmesi, dekorasyonun ilk aşaması oldu.
Yerden ısıtma yaparak bütün duvarları dekorasyon aracı olarak kullanmış olduk. Zeminde aşınmaya dirençli laminant parke ve özel imalat yüksek süpürgelikler kullandık. Tavanın yüksek olması nedeni ile aydınlatmalar özel imalat birçok firmaya yaptırıldı.
Perdelerde doğa ve bahçe manzarasını kapatmayacak şekilde çözümler ürettik. Böylece sadece tül ve stor kullandık,” diyen Çamangaoğlu, “Evin dekorasyonunda kullanılan sabit mobilyalar DP Architects tarafından özel olarak tasarlanıp ürettirildi. Kullanılan malzemeler özenle seçildi. Hareketli mobilyalar, İstanbul’da çeşitli firmalara özel olarak imal ettirildi. Duvarlarda aile fertlerinin yurtdışı seyahatlerinden edindiği el yapımı farklı tablolar, güzel bir hikaye oluşturdu,” diye bahsediyor.
Tasarım: Derya Ergüven
Yapım: Rana Korgül
Fotoğraf: Kadir Aşnaz