
Paşalimanı’nın uç köşesinde bir yarımadanın ucuna kurulu bir Çeşme evindeyiz. Nak House Living imzası taşıyan bu ev, geçmişte konumlandığı sitenin kayıkhanesiymiş. Dolayısıyla tüm evlerden uzakta uçta bir noktada yer alıyor. Küçük bir ev olmasına rağmen konumu dolayısıyla her odası manzarayı sonuna kadar kucaklıyor. Tasarım zevki ve bilgisini mesleğe dönüştüren Nur Kaşıkçı Eke ve Alpkaan Eke ile ortak girişimi Nak House Living’in her evinde olduğu gibi bu ev de New Mediterranean tarzında. Çünkü ne çok modern ne de tam olarak bohemiz diyor, Nur Kaşıkçı Eke.
Evin genelinde açık tonlarda ağaç dokuları ve taşlar göze çarpıyor. Neredeyse tüm detaylar manzaradan rol çalmamak üzerine kurgulanmış da diyebiliriz.
“Burası ilk aldığımızda böyle bir ev değildi. Hatta oda bile yoktu, hiç kullanılmamış çünkü yapıldığından beri.”
Sitenin kayıkhanesi olan ve ilk aldıklarında metruk bir yapı halindeki evi büyük bir emekle bir yaşam alanına dönüştürmeyi başarmışlar. Evin bahçesindeki 50-60 yıllık sakız ağaçlarından bir tanesi de evin girişindeymiş ve bu alana hiç dokunmak istememişler. Girişin aksine evi yaşanır bir hale getirebilmek için pek çok yapısal değişikliğe gidilmiş. Odası olmayan yapıda birkaç duvar ilavesi de yapılarak iki oda ve iki banyo eklenmiş. Zemin ve alçak tavan problemlerinden dolayı aşağı doğru kazmak durumunda kalmışlar. Böylece tavan yüksekliği de biraz daha artmış. 100 metrekare oturum ve aynı büyüklükteki evde alanlar genellikle sakin bir tasarım dili ile şekilleniyor ve dolayısıyla boyutuna rağmen ferah bir görünüm sunuyor.
“Genellikle meşe ve linba ağacı kullandık burada arada kestaneye de kaçtık. Çok doğal bıraktık. Normalde ağaçlarda bir temizleme olur, temizleme yapılmasına izin bile vermedim ben her şey doğal olduğu gibi bırakıldı bu evde. Aynı şekilde zemin rengi terasla aynı gidiyor. Tonlar birbirini takip ediyor. Hiçbir şeyde değişiklik olmasın yani şuradan oturduğumda ve etrafa baktığımda aynı nötr renkleri ve sadece maviyi görmek istedim.”
Evin girişinde uzunca bir hol bizi karşılıyor. Bu holü faydalı ve daha etkili hale getirebilmek isteyen Nur Kaşıkçı Eke, iki metrenin üzerinde bir dresuar yaptırmış. Hemen üzerindeki tablo ise Canan Çevikel’e ait ve bu alana özel olarak yapılmış. Hasır halı Zara Home’dan. Giriş kapısının yanındaki dolapta da teknik ekipmanları saklayacak bir alan oluşturulmuş. Hemen sağ tarafında da küçük bir misafir banyosu yer alıyor. Ankastre bataryaları Vitra’ya ait. Ayna ve lavabo yerel atölyelerde yaptırılmış. Lavabo klozetinin üzerindeki aksesuar Yargıcı Home’dan, küçük aplikler Doctor Light’tan alınmış.
Salonda Uzaq Home’dan alınan koltuğun hemen arkasındaki aksesuarlar Yargıcı’dan. Halı ise tasarımcının çok orijinal parçalar bulduğu ve her seferinde mutlu ayrıldığı İzmirli Kum Bahçe mağazasından. Sehpanın hikayesi ise biraz daha farklı. Sehpanın altındaki güllelerin bir kısmını öncelikle bahçe dekorasyonunda kullanmış ve ardından sehpa ayağı da olabileceğine kanaat getirmişler. Üzerine kestirdikleri ahşapla birlikte de orijinal bir sehpaya dönüşümü tamamlanıyor. Tekli koltuklar Yargıcı’dan, aydınlatma Nur Kaşıkçı Eke’nin kendi tasarımı. Ham keten olan perdeler de manzarayı gölgelememek adına sadece kenarlarda açık olarak kullanılıyor.
“Nerede ne beğenirsem onu alıyorum.” Bir ev özelinde değil genellikle beğendiği sevdiği objeleri alıp biriktirmeyi seven Eke, zamanı ve projesi geldikçe bu parçaları arşivinden tek tek çıkarıyor ve ait oldukları yerlere yerleştiriyor.
Ebeveyn odası 3 bölümden oluşuyor. Hemen kapının sağ tarafında banyo karşısında ve girişinde dolaplar ve sonra da yatak bölümü geliyor.
Burada biraz farklı tonlara gidilmiş ve uçuk tonlarda da olsa renk eklenmiş. Evdeki tüm çarşaf takımları Penelope Home’dan, yastıkları Zara Home’dan. Sarkıt aydınlatmalar ise Uzaq Home’dan, bambu tabureler Kum Bahçe’den satın alınmış. “Odalarda özellikle istediğimiz şey buydu yani yataktan direk deniz manzarasını görüyor olabilmeniz. Dolayısıyla odanın terasına da manzaranın izlenebileceği bir koltuk yerleştirdik. Çok da şık durdu. Çıktınız bi kahvenizi içtiniz veya bir çayınızı içtiniz sabah uyandığınızda keyif yapmanız için özel bir alan.” diyor Kaşıkçı Eke. Evin ikinci odası ise misafir odası olarak kullanılıyor. Ebeveyn banyosu yatağın arkasındaki duvarla odadan ayrılıyor. Yatak başı görevi de gören bu duvar banyoya da hizmet ediyor. Eski kestane ağacından kesilen parça ile oluşturulan tezgah üzerinde siyah bir lavabo yer alıyor. Aynı siyah tonları Vitra’dan alınan taşla banyonun içerisinde kullanılmış. Gömme batarya takımları Vitra’ya ait. Aynalar Zara Home’dan.
Evin Mikonos havasında dekore edilen terası 100 metrekarelik bir alana yayılıyor. Yapının dış cephesindeki taşlar, daha modern stildeki açılır kapanır pergolanın tonu ve diğer tüm elementler hiç yabancılık hissettirmeden yerini bulmuş gibi duruyor. Çok rüzgarlı bir bölge olan Paşalimanı ile Mikonos kıyılarını özdeşleştiren tasarımcı, karşı sahillerin esintisini bu terasa taşımak istemiş. “Zeminde Kütahya Seramik’in Bond serisini kullandık, açık bir renk tercih ettik. Sandalyeleri ise buraya özel olarak yaptırdım. Tabure ise Alaçatı’da bir dükkândan. Masa başındaki örgü olanlar Uzaq Home’dan. Masayı tamamen tesadüf eseri Mudo’nun indiriminde yakaladık mesela. Böyle ben her şeyi birbirine karıştırmayı çok seviyorum. Bütün mobilyaları ürünleri aksesuarları. Biz normalde de bu işi yaptığımız için bütün ürünleri bir depomuz var ve oradan toparlıyoruz ve hangi eve ne yakışıyorsa onu getiriyoruz.”
Terasın oturma bölümünü Sandalyeci Global markası özel olarak bu köşe için tasarlamış. Sehpa ise Nak House Living tasarımı. Bir bütünün parçası olarak düşünülen bu köşede de doğallık başrolde tasarımcıya göre: “Her şey doğayla iç içe doğadan geliyor, renkler tonlar. Dolayısıyla burası bir bütün. O bütünlüğü de bozmak istemedik hiçbir şeyde. Bu açılır kapanır sistemin renk tonu. Aynı şekilde bütün pencerelerde her şeyde tonlar aynıdır evde.” Tüm yatak odalarını kucaklayan teras evin etrafında dönüyor ve tüm odalar da bu terasa açılıyor. Ve her odadan deniz manzarası var genel olarak. Evin dışında da peyzaj tuza dayanıklı 5 bitki etrafında şekilleniyor.
“İlk geldiğimde çarpıldım! Yani düşünün bir yere geliyorsunuz aslında küçücük bir ev ama her oda denizi görüyor ve adeta sizi de içine alıyor.”
En üst katta yer alan teras tüm manzarayı kapsayan başlı başına bir yaşam alanı olarak düşünülmüş. Minik bir kulenin yer aldığı terasın bu bölümü ileriki dönemde mutfağa dönüştürülebilir düşüncesi ile henüz plana dahil edilmemiş. Kulenin önünde yer alan masalı oturma bölümünü gölgelendirmek için doğal bitkilerden yararlanmayı düşünen Nur Kaşıkçı Eke, Amerikan sarmaşıklarının zamanla tüm alanı sarmasını hedefliyor. Üstü beton ayakları tik olan masa Kervan’dan alınmış. Gün batımını yatarak izlemek isteyenler için yanı başında şezlonglar konumlandırılmış, Sandalyeci Global tarafından özel olarak yaptırılmış. Büyük oturma grubu da aynı markaya ait. Ön tarafta bulunan sehpa ise Silver Traverten. Demir konstrüksiyon üzerine traverten kaplama olan sehpanın tam ortasında Korflame’den alınan bir şömine yer alıyor. Akşamları oturup arkadaşlarla gün batımını izlemek için ideal bir alan oluşuyor böylece. Genel olarak renkler, ağaç kullanımları gibi detayaların aynı olduğu evin terasında da bu algı korunuyor. Zemindeki kayrak taşı Urla’daki bir usta tarafından özel olarak yaptırılmış ve 15’e 15 boyutunda kesilerek döşenmiş.