ARTIMEKANEVTASARIM

Caz ruhundan ilhamla

Bir ev ancak zamanla tanıştığı zaman canlanır düşüncesinden yola çıkan tasarımcı Chasing Wang, kendisi için deneyime ve esnekliğe açık bir yaşam alanı yaratabilmek için trendlerden çok kendi hayat standartlarına ve yaşam alışkanlıklarına uyan bir tasarım dili benimseyerek Waterfront Designer House’u tasarlıyor. Yaşam alanında ise vintage mobilyalarla modern tasarımların karması farklı zamanlar arasında bir diyalog yaratarak samimi ve rahat bir ortam sunuyor. Zümrüt yeşili ve kaz ayağı döşenmiş eski tekli koltuklar dışında buradaki renk paleti Ligne Roset gri L kanepe, Glass Italia’dan alınan cam orta sehpa ve 1920’lerin Çin veya 1970’ler İtalya’sından çeşitli eski taburelerle nötr bir çizgide ilerliyor. Kendi karakterini bu alana katabilmek için ise yıllar geçtikçe değiştirebileceği aksesuar ve sanat eserleri tercih eden Wang’in yaşam alanı Şanghay’da 187 m2’lik bir daire. Dominant bir stil kullanılmayan evde cazın akışkanlığı ve değişkenliğinden ilham alınmış. Spontane hareket edebilmek, serbest şekilde takılmak, üretmek ve keşfetmek üzerine kurgulanan tasarım süreci bir anlamda asla tam olarak tamamlanmayacak bir proje çıkarıyor karşımıza. Her gün bir yolculuktur ve yolculuğun kendisi evdir, diyen tasarımcı, bu alışılmadık evi, değer verdiği şeyin bireysel bir ifadesi olarak görüyor. Sanat ve tasarım bu evde, öngörülemeyen ancak dinamik etkileşimler sunmak için konforla birleşiyor. Salon dinlenme ve yemek alanı olarak iki bölüme ayrılsa da Toros siyah mermer ve sayısız tablo ile bütün bir görünüme sahip. Tasarımcının bir araya getirdiği bu parçaları çok sevmesi onları olabilecek en elegan ve uyumlu bir şekilde bir araya getirmesi için de motivasyon oluyor.

Eklektik bir tavra sahip koridor, geleneksel Çin esintileri ile birlikte Çin, İtalya, Fransa ve Amerika’dan gelen çağdaş eserleri barındırıyor. “Nasıl ki alışkanlıklarımız değişiyorsa yaşadığımız mekanlar da onlarla birlikte değişmelidir. Yüzyıllar boyunca statik kalan mekanlar çağımızın karakteristiği olan dinamizm birlikte değişmeye başladı. Şimdi dördüncü bir boyut var: O da zaman!” Joe Colombo

Yemek alanında Jamie Hayon’ın minik seramikleri, Frank Wright’ın ölçekli pencere çerçevesi modelleri, Vitra’nın ahşap oyuncak koleksiyonları, Yoshitomo Nara’nın doggy audio’su ve Mondrian’ın cam gemileri gibi yüzlerce koleksiyon yer alıyor. Tüm bu koleksiyonları bir araya getiren ise İtalyan Tasarımcı Cassina Veliero’nun kitaplığı oluyor. 1950’lerin Şanghay stilini yansıtan büfenin yanı sıra Angelo Mangiarotti tasarımı soluk mermer masa ve Catellani & Smith’ten alınan pelerin şeklindeki aydınlatmanın buluşması da alana şiirsel bir hava katıyor. Bu formların kompleks buluşması zaman ve mekanlar arası geçişin anahtarı. Hem kompakt hem de zarif yemek bölümünde Angelo Mangiarotti’nin soluk mermer bir masasını, Philippe Starck’ın vintage Revers sandalyesi ve klasik Thonet sandalyeyle karıştırılmış dört Costes koltuğu çevreliyor. Dünyanın farklı ülkelerinden satın alınan tüm değerli eşyalar, Franco Albini tarafından tasarlanan Cassina Veliero kitaplığında sergileniyor.

Çalışma odası ile oturma odası arasındaki duvar, alanı bir bütün olarak birleştirmek için yıkılmış. Çalışma duvarı, opera sahnesi duvar kağıdıyla çarpıcı bir şekilde dekore ediliyor ve bir İtalyan mobilya üreticisi tarafından üretilen eski bir tik ahşap masa tam ortaya konumlandırılıyor. Odanın çevresi boyunca kavisli pirinç bir kitap rafında çeşitli kitaplar ve oyuncaklar sergileniyor. ShangXia’dan bir karbon fiber sandalye, 1925 Paris Expos’tan bir çift Art Deco lamba, Moreless’ın ceviz dolabı odanın diğer değerli aktörleri. Opera sahnesi duvar kağıdının üzerinde asılı tablo Vietnamlı bir sanatçı ve “sonsuza kadar mutlu” kaligrafi Çinli ünlü sanatçı Shifa Chen tarafından yapılmış.

Açık renk ahşap kaplama duvar panelleri ve Art Deco mermer şömine, zarafet ve rahatlığın hakim olduğu ana yatak odasına karakter katıyor. Poliform’dan alınan modern Rever yatak ve zeminine kadar uzanan ahşap kaplama; komodinlerin yerine konumlandırılan bir çift Fransız Napolyon III tarzı pirinç kırmızı kadife sandalye ve siyah ve beyaz el yapımı Fas halı ile tamamlanıyor. Henri Matisse’in kıvrımlı ve pürüzsüz açık ahşap kaplama duvar panelleri, Art Deco tarzı mermer şömine ve kâğıt kesim desenli kilim, benzer bir zarafet ve şakacılık etkileşimi yaratan ana süite hizmet ediyor. Giyinme odasında kullanılan aynalı kapılar, Henri Matisse tasarımı halı ile sonsuz ve eğlenceli bir dünya yaratmak için araç olarak kullanılmış.

Paylaş:

Bir yorum bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Exit mobile version