
Her şey farklı bir biçimde eğlendirme isteği ile başladı. Her misafirin ailenin birer üyesi olarak ağırlanacağı bir otel kurmaya karar veren Adrien Gloaguen; arkadaş canlısı, rahat bir atmosfer yaratmak istemiş. Kızlarım ve eşimle sakince vakit geçirebileceğim bir ortam olmalıydı, diyen Gloaguen proje için aynı zamanda arkadaşları da olan yaratıcı isimlerden, sanatçılardan ve şeflerden destek almış. İç mimar Chloé Negre imzası taşıyan otel, pastel renkli bir pastayı andırıyor.
Girişten itibaren yumuşak renkler, çiçekli kumaşlar ve büyük anne evi samimiyetinde bir atmosfer sizi karşılıyor. Devamında gelen koridor boyunca arka bahçenin manzarası takip ediyor. Sağdaki resepsiyon masası, hasır kanepe, vintage aydınlatmalar ve Pauline Leyravaud tarafından boyanmış sahte mermerler eski bir evin parçaları gibi bir araya getirilmiş.
Arkada peyzaj mimarı Xavier Patricot’un lüks ağaç ve bitkilerle oluşturduğu bahçe yer alıyor. Zemin ise Julien Colombier tarafından yapılan devasa fresk ile süslenmiş. Tam ortasında yer alan kahvaltı odası 40’lı yılların şamdanları, farklı mobilya parçaları ve bir de tabakların koyulduğu Çin tarzı dolap ile dekore edilmiş Otuz misafiri ağırlayabilecek kapasiteye sahip, haki duvarlarla kaplı yemek alanı pembe deri banklarla döşenmiş. Bogato’nun ardındaki yetenekli pasta şefi Anaïs Olmer, misafirlerin erişebileceği mutfakta her çarşamba, cumartesi ve pazar hamur işi, atıştırmalık ve kokteyl atölyeleri düzenliyor. .
Kadifemsi duvarlarla kaplı iki merdiven, üst kattaki otuz sekiz odaya ulaşıyor: “La Bien-Aimée”, “La Bien-dormie” veya “La Bien-vue”. İç Mimar Negre odaların dekorasyonunda grafik bir tema benimsemiş. Geometrik halılar, bol bol şerit ve kıvrımlar… Huzuru tüm mekana yayabilmek için duvarlarda da uçuk pembe, yeşil, sarı ve mavi tercih edilmiş. Arkadaki küçük binada ise çiçekli duvar kağıtları ile dekore edilmiş 8 misafir odası yer alıyor. İki binanın dilini yuvarlak şekiller bağlıyor.







