ARTIMEKANGÜNCELSÖYLEŞİ

Çocuklardan çocuklara: Umudu çöpe atma

post-banner

Amerika merkezli ve dünyada 30’dan fazla ülkede uygulanan Destination Imagination programı kapsamında toplumu ilgilendiren bir sorunu belirleyip ona çözüm üretmek için yola çıkan Bursa Bahçeşehir Koleji öğrencileri; insanlara uygulanan tüketim baskısına karşı çıkmak için kendi fikirlerine oldukça yakın buldukları ‘Atma, tamir olsun çocuklara umut olsun’ projesine destek vermek istemiş. Tüketmek ya da yenisini almak yerine olanı değerlendirmek, yeniden kullanmak, tamir etmek gibi değerleri tekrar gündeme getirmek amacıyla okullarında kullanılmayan kırılmış, tamire ihtiyaç duyan oyuncak toplama kampanyası başlatmışlar.

Okul lobisine koydukları oyuncak sandığında toplanan oyuncaklar proje sahibi Muammer Kavazoğlu tarafından yenilendikten sonra ihtiyaç sahibi çocuklara ulaşmak üzere yola çıkacak. Projeye malzeme materyal anlamında da katkı sağlamak isteyen öğrenciler; 30 gün boyunca cup cake satarak para toplamış ve oyuncakların tamirinde ve temizliğinde kullanılmak üzere çeşitli malzemeler alarak projeye bağışta bulunmuşlar. Kavazoğlu’ndan hem proje serüvenini hem de Bahçeşehir Koleji öğrencileri ile yaptıkları çalışmanın detaylarını dinledik.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1982 yılında Kayseri’de doğdum, lise mezunuyum. Yedi yıl boyunca emlak sektöründe çalıştıktan sonra bir yıl ara verdim ve sonrasında Atma Projesi’ne başladık. Yaklaşık iki yıldır da devam ediyoruz.

post-banner

Atma Projesi’nin başlangıç hikayesi nedir?

O boşluk dönemi vardı ya… Bir çöp konteynırının kenarında beyaz saydam poşetlerin içerisinde yaklaşık olarak 30 civarında oyuncak gördüm. Sonra baktım ki herkes bir şekilde oyuncakları atıyor. Biz ne yapabiliriz diye değerlendirdim. Aldım ofisime geldim ve direkt üzerinde çalışmaya başladım. 25 tanesini tamir ettim.

Peki süreç nasıl ilerliyor ?

Kurumlardan, kuruluşlardan, derneklerden bütün oyuncaklar bize geliyor. Geldikten sonra ilk önce bunların ayırma süreci var. Demirler, ahşaplar, pelüşler, plastikler paramparça olmuşlar. Sonra malzemelerine göre kutuluyoruz ve depoya kaldırıyoruz. Depoda olan oyuncaklardan bir koli alıp ofisimize götürüyoruz ve tamire başlıyoruz. Yapbozlarda ise farklı bir işlem uyguluyoruz. Yapbozları döküyoruz içerisinden iyi olanları ayırıyoruz ve sıcak suya bastırıyoruz. Deterjanlı suyla yıkıyoruz. Sonra soğuk su ile şoklama yapıp güneşte kurutuyoruz. Bunları cinsine göre ayırıp 40’lı 50’li 60’lı paketlerin içerisine koyduktan sonra hazır oluyorlar.

Sizi etkileyen hikayelerle karşılaşıyor musunuz?

Mutlu oluyoruz. Aslında sizin yaşamanız lazım. Niye yaşamanız lazım? Ben şimdi o duyguyu anlatamam. Yani anlatılacak kelime bulamıyorum. Bunu anlayabilmek için gidin bir oyuncak alın ve yoldan geçen bir ailenin çocuğuna hediye edin. O çocuğun ve ailesinin mutluluğunu görünce bana hak vereceksiniz.

Çocukları lüks bir şeyle kandıramazsınız. Sadece oyuncak. Çocuklar 3 yaşından sonra belirli yaşa kadar oyuncakla oynayabilir. Şu an öyle oyuncaklar var ki sizin önünüze koysam siz bile oynayabilirsiniz. Çocuğun ihtiyaç sahibi olanı yoktur zaten. İhtiyaç sahibi aileler var maddi gücü olmayan insanlar mesela o yüzden kimse bana bu çocuk ihtiyaç sahibi değil demesin.

Burada bile (Bahçeşehir Koleji’ni kastediyor) şuradan bir çocuğa oyuncak versek mutluluktan ölür. Normalde baktığında ihtiyaç sahibi mi buradaki çocuklar değil ama her çocuk ihtiyaç sahibidir.

Bundan sonraki hedefiniz nedir?

Bizim hedefimiz bir milyon oyuncak yapmak. Şu an yavaş yavaş ilerliyoruz. Kurumsal bir firmadan destek alabilirsek hedeflerimize daha çabuk ulaşırız. Şu anda annemle beraber, iki kişi fabrikasyon işi yapıyoruz. Gönüllü olarak gelenler de var. Biz gönüllüleri silme, paketleme, yerleştirme ve ayırma işlerinde görevlendiriyoruz. Bir oyuncağın çatladığını düşünün yapıştırmayı planlarsınız. Biz dikiyoruz. Genelde insanlar yapıştırayım yeter diyor. Onu yapıştırdıktan sonra yere düşerse yine kırılır. Biz dikiyoruz ve kırılma olmuyor. Aletlerimi bile kendim yapıyorum, geliştiriyorum kendimi. Bir üniversite ya da sektör firmasından daha fazlasını araştırıyorum. Her gün farklı bir şey çıkıyor.

Peki ihtiyaç sahibi listesini neye göre seçiyorsunuz ?

Köy içerisinde birine sorduğunuzda ihtiyaç sahibi var mı diye gösteriyorlar değil mi? Öğretmene sorsanız da gösterebilir. Kaymakam bilir mi belediye başkanı bilir mi? Biz bütün bilgileri böyle topluyoruz. Hocam sizin kaç tane öğrenciniz var diyoruz. 50 öğrencim var, bunların 30’u ihtiyaç sahibi diyor.

Mail, mesaj ya da sosyal medya yolu ile de geliyor zaten artık ihtiyaç sahibi bilgileri. Tarihleri ile beraber bir sıralama yapıyoruz. Önceliğimiz cezaevleri, hastaneler, rehabilitasyon merkezleri, yetimhaneler, engelli okulları… Sonrasında okullar ve dernekler geliyor. Dokuz kriterimiz var, bunları web sitemizden görebilirsiniz.

Bursa Bahçeşehir Koleji öğrencilerinin yaptığı proje hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Bizim için çok güzel bir şey yapmışlar. Kendi emeklerini değerlendirmiş ve satmışlar. Bunun karşılığında malzeme gelecek bize. Umarım bu şekilde daha pek çok projeye katılma fırsatı bulurlar.

post-banner

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.