Mekan 98. Sayı Şubat – Mart

İKİ DÜNYA ARASINDA GERÇEK BAĞLANTILAR
2025’in yaşam trendlerinin; güven, dayanıklılık ve dijital dünya ile fiziksel dünya arasındaki kurulan yeni denge yani “gerçek bağlantılar” üzerine şekillendiğini biliyor muydunuz? Dünyanın giderek daha karmaşık, belirsiz ve tekinsiz bir hale büründüğü günümüzde güven arayışımızın hem dijital hem de fiziksel dünyada daha uzun bir süre devam edeceğini düşünebiliriz. Güvendiğimiz alanda “gerçek bağlantı” arayışımız ise sanki hiç bitmeyecek gibi… İnsanları birbirine bağlama vaadiyle gelen teknoloji, bir tuşla mesafeyi ortadan kaldıran herkesi herkesle buluşturan kudretiyle nasıl oluyor da birbirinden kopuk, yalnız ve de boşlukta insanlar yaratıyor. Mesajlar, e-postalar, video görüşmeleri… Hepsi hızlı, hepsi pratik ama hepsi yüzeysel. Herkese bağlanmanın herkesle bağlantıda olmanın yorgunluğu ile birleştiğinde ise “gerçek”e olan ihtiyacımız giderek artıyor. Anlamlı bakışlar, derin sohbetler yerini kısa mesajlara bazen sadece emojilere bırakarak içimizdeki boşluğu daha da büyütüyor. Görmeden, dokunmadan, hissetmeden sürdürmeye çalıştığımız iletişimlerimiz bizi büyük bir yabancılaşmaya doğru sürüklüyor.
Pandemiyle birlikte hayatlarımıza fütursuzca giren dijitalleşme, 2025’te yerini dijital ile fizikselin harmonisine bırakacağını söylüyor trendsetterlar. Bu harmoniyi yaratamaz isek iki dünyada da yalnız ve mutsuz olmaya mahkumuz gibi. “İki dünyanın da en iyisi” olmaya bizi zorlayan yaklaşımların içinde kendimiz olabilmeyi ve kalabilmeyi başarabilmek ise “dayanıklılık”tan geçiyor. Modadan tasarıma, sanattan teknolojiye dayanıklılığımızı güçlendirecek, yalnız olmadığımızı hissettirecek gerçek bağlar kurmamızı sağlayacak her türlü etkileşim üzerine durmadan kafa yoruyor ekonominin devleri… Yapay zeka hayatımıza girdikçe insanı, insani olanı kaybetme riski ile karşı karşıya kalmanın paradoksunda o ince çizgiyi bulmanın telaşındalar. Dev endüstriler, bize dokunabilmenin, biricik olduğumuzu hissettirebilmenin telaşında kişiselleştirilmiş ürünleri ve hizmetleri ile karşımızdalarken, bizler hangisinde daha fazla aidiyet duygusu yaşıyoruz, yoksa iki dünyanın da zenginliklerini ve birbirleri ile olan bağlarını görebiliyor muyuz? Bağlantıları güçlendirmek ve gerçek kılmak için neler yapıyoruz?
İki dünya arasındaki denge arayışında pek çok trend geleceği şekillendirirken bizleri daha dayanıklı ve uyumlu olmaya zorluyor. Dünyanın hızına ayak uydururken dengede kalabilenler, teknolojiyi kucaklayıp hayatına konfor katabilenler ve kişisel sınırlarını koruyabilenler için 2025 muhteşem fırsatları ile geliyor.
Kendimizi besleyecek ve zenginleştirecek her türlü yeniliğe ve bağlantıya açık olduğumuz iki dünya arasında kaybolmayıp çoğaldığımız bir yıl dilerim.
Fatoş Altıntaş
Yayın Yönetmeni