EVTASARIM

Kasaba hayatına geçiş

Youtube

Şehrin gürültüsünden uzakta sakin bir hayat sürmek isteyen Keskin ailesine ev yapan villa, İstanbul Çekmeköy’e bağlı Ömerli’de, Koray Kasaba Konaklarında yer alıyor. Doğadan, ailecek vakit geçirmekten ve dostlarla olmaktan mutluluk duyan genç çift evde bir çocukları ve anneleri ile birlikte yaşıyor. Tasarımı Onur Aygenç Interiors & Design’a ait 3 katlı villa, 350 m2’lik kapalı alanının yanı sıra 150 m2’lik bahçe ve terasa sahip.  

Çıkış noktamız her projemizde olduğu gibi önce müşterimizi “bilmek”, diyen Onur Aygenç hatalı tasarıma giden yolun eksik iletişimden geçtiğini savunuyor. Dolayısıyla bu projeye de başlarken öncelikleri müşterilerinin yaşam tarzlarını, zevklerini, gustolarını, hayal ve beklentilerini analiz etmek oluyor. Tabi bunun yanında sevmedikleri, istemedikleri tarz, yaşam biçimi ile ilgili de bilgiler de alınıyor ve bir nevi demografik yapı çıkartılıyor. Tüm geri bildirimlerden çıkan ise Keskin Ailesi’nin modern, yalın hatlardan oluşan, çok bağırmayan ama şıklığından ödün vermeyen bir yaşam alanı istediği. İç mimarinin olmazsa olmazlarından ergonomi, yerleşim oryantasyonu, metrekarelerin azami düzeyde verimli kullanılması konularında titizlikle çalışan Aygenç; detaylarla bezenen, kimlikli gri tonların baskın renk olarak kullanıldığı, cüretkâr renklerin dengeli bir biçimde mekanla paslaştığı bir villa projesi sunuyor müşterisine. Sezgisel olarak evin girişinde içeride olacaklara dair bir mesaj vermek istiyor tasarımcı. Renkleri bir nevi spoiler tadında kullanıyor ve antredeki Chestnut Brown rengine salonda, merdiven holünde ve koltuk kırlenti gibi detaylarda yer veriyor. 

Girişteki farklı ihtiyaçlara karşılık olarak hem portmanto hem de şifonyer görevi görecek hibrid bir tasarım ortaya koyuyor. Giriş katın antresine ayak bastığımızda bizi çok yönlü bir portmanto bekliyor, diyor Aygenç ve ekliyor “Mevcutta burada dar ve uzun bir niş varken hem vestiyer mantığı depolama ihtiyacını karşılamak hem de pratik bir şekilde anahtar gibi eşyaların konması için şifonyer tadında hibrid bir çözüme gittik.” 

 Bir alanda birden çok ihtiyaca çözüm bulma durumu salonda da devam ediyor. Küçük bir çocukları olan Keskin çifti için salon sıklıkla kullanılan bir alan. Televizyon da burada izleniyor kalabalık yemekler de bu salonda yeniyor. Karlı kış günlerinde şömine yakılıp manzaranın keyfinin çıkarılacağı bir salon aynı zamanda. Dolayısıyla hem tasarım hem de fonksiyon olarak beklentileri karşılamak gerekiyor. Kendileri de hareketli mobilya seçimlerinde beklentilerini doğru şekilde karşılayan Navelli Home ile çalışıyor.  Chestnut Brown rengine boyanan sahanlık 5 metre yüksekliğinde ve geniş duvarı hem üst hem de alt kattan rahatlıkla görülüyor. Bu alanı değerlendirmek ve her iki kattan da estetik bir şekilde poz vermesini isteyen Aygenç ve ekibi buraya uygun soyut bir tablo yerleşimine gidiyor. 

Salon bizim asıl mücadele alanlarımızdan biriydi, diyor Aygenç bu çok yönlülüğe buldukları çözümleri paylaşırken: “Salon yemek alanı, şömine, TV, manzara izlenimi, bahçe trafik akışı gibi birçok fonksiyonun ana arteri konumundaydı. Bu sebepten “dolu” ve “boş”ların raks ettiği bir mekan oldu. Grinin 3 farklı tonunun ve dumanlı meşe ahşap kaplamanın domine ettiği mekanda farklılık katacak renklere ihtiyacımız vardı. Weinrot rengini yemek odası ve berjerde kullanarak sıkıcılığın önüne geçilmiş oldu. Katma değer malzeme olarak kabul ettiğimiz mermerin 2 çeşidini yemek masasında ve kanepe sırtı dresuarında kullandık.” Salonda yer verilen televizyonun ebatları oldukça büyük tam da bu nedenle TV ünitesinin çok göze batan bir konumda olmasını istememiş tasarım ekibi. Mat lake olan TV ünitesi kamufle edilecek şekilde bulunduğu duvara gömülüyor. Aynı zamanda uzun bir kütle olarak gözü rahatsız etmek yerine ışıklı, flütlü rafları ile aksesuarlara ve depolamaya ev sahipliği yapıyor. 

Kanepeler hem TV izleme konforu hem manzara seyri hem de kalabalık oturuma uygun şekilde yerleştirildikten sonra mat malzemelerin yoğunlukta olduğu salona hareket katmak adına cam ve ahşap kullanılan bir orta sehpa ile görünüm dengeleniyor. Aynı zamanda geçirgen bir malzeme olan cam ile görece ağır olan diğer bileşenlerin yoğunluğu azaltılıyor. Yemek masasının özel tasarım ayağını gösterebilmek adına sandalye karşısında puf kullanan tasarım ekibi aynı zamanda etrafında kolayca dolaşılabilecek ve kullanıcıları sıkıştırmayacak bir alan oluşturmak istemiş. 

Çift için yatak odasındaki en önemli ihtiyaç depolama. Bunu gözü yormayacak ve alanı daraltmayacak şekilde yapmak isteyen tasarım ekibi, yarı geçirgen cam kapaklardan oluşan ışık sistemli bir dolap tasarlayarak tüm duvarı depolamaya ayırıyor. Hemen karşısındaki yatağı konumlandırırken “uyanıldığında görülecek manzara” ve alanı verimli kullanmak gibi kriterlerimiz vardı, diyor Aygenç. Hemen önlerinde ise bu oval geometriyi destekleyen masif ağaçtan komodin sehpalar yer alıyor. Grinin hakimiyetini koruduğu odada koyu somon renkte berjerler ve dark teal duvar rengi, manzara eşliğinde baktıkça keyif verecek bir görsellik sunuyor. 

Misafir odası olarak tasarlanan oda çiftin annelerinin paylaştığı bir yaşam alanı. Direkt bahçeye açılan bu geniş oda olabildiğince sakin tonlarda ferah tonlarda tasarlanmış. Aygenç, “Sadece yatak odası gibi algılansın istemediğimizden koyu ceviz cilalı TV ünitesi ile şifonyerin entegre olduğu bir duvar ünitesi tasarladık ve şık bir berjer ile “otel odası kurgusu”na yakın bir sonuç elde etmek istedik” diyor. Odanın etkisini değiştiren ve bütünlük katan 3 metrelik uzun yatak başlığının arkasına uygulanan duvar kağıdı oluyor. Monokrom renklerde ve baktıkça kolay kolay gözün eskitemeyeceği tropik orman manzarası görseli hem duvara hem de odaya zarif bir şekilde hareket katıyor. 

Evin en renkli ve keyifli odası çiftin oğullarına ait. Hayal gücünü besleyecek donelerle dolu ve oyun için bolca alan veren odaya girdiğimizde bizi yatağın, dolabın içine entegre olduğu 2 katlı bir oyun ünitesi karşılıyor. Tüm güvenlik önlemleri fazlasıyla alınmış olan bu yatak-ünitede çocuk sağlığının ön planda tutulduğu doğal ahşap malzeme tercih edilmiş. Boyut olarak geniş olan çocuk odasını çift kat oyun alanına çevirmemiz hem çocuk hem de ebeveynleri için daha derli toplu oldu, diyen tasarımcı tüm odayı görsel fon olarak çift taraflı dağ, tırmanma, doğa temalı duvar kağıtları ile dekore ediyor. Kağıtlarda görünen dağlar üçgen kitaplıklara, bulutlar aydınlatmalara dönüşerek birbirini takip eden bir kompozisyon ortaya çıkıyor. 

-1. bodrum katı orijinalinde garaj olmasına rağmen çalışma alanı, hobi, sinema odası, bar, hizmetli odası ve çamaşır odası olarak yeniden yapılandırılmış. Hobi odası diye adlandırdıkları 130 m2’lik brütal üslubun hakim olduğu alanda kendinizi bir parti mekanında hissetmeniz mümkün. Bu etkiyi destekleyen bir bar ve parti alanının olduğu alan aynı zamanda sinema bölümü ve çalışma köşesine de ev sahipliği yapıyor. Teslim aldıklarında hiç güneş ışığı ve doğal havalandırma almayan bodrum kata, gün ışığı ve doğal hava alsın diye toprağı kaldırıp camdan bir skylight kuranglez yapan ekip, bu alanı yeşillendirilerek bir kış bahçesine dönüştürmüş. Ham çiğ beton görüntüsü ile şekillenen bu mekan, oxirot metal sehpalarla, camel rengi derilerle ve post modern tablolarla “loft” bir stüdyoyu aratmayacak nitelikte donatılmış. 

Paylaş:

Bir yorum bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.