ARTIMEKANSÖYLEŞİ

Kaygısız Bir Dünya Tasarlayabilmek

Youtube

 

1977 yılında İstanbul’da doğan Ercan Filiz’in resim tutkusu orta öğretimde başlamış. Yenilevent Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversite eğitimini Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümü’nde yapan sanatçı, mezun olduktan sonra mimarlık, tasarım ve resim çalışmalarına devam ediyor.

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık’tan mezun olmuşsunuz. Eğitim hayatınızın çalışmalarınıza katkısını nasıl değerlendirirsiniz?

Güzel sanatlar da okuduğunuz bölüm ne olursa olsun, farkındalığınız yüksek ise sanatın her dalı ile iç içe olmanız kaçınılmaz oluyor. Şüphesiz mimari disiplin ve okulumdaki sanat dallarının çalışmalarıma büyük katkısı olmuştur.

Resime başladığınız ilk günlerden bugüne baktığınızda değişiminizi/sürecinizi nasıl tanımlarsınız?

Resim yapmaya çocuk yaşlarımda başladım. Bugün her ne kadar profesyonel bir süreç içerisinde olsam da aradığım değişim; çocukluk yıllarımdaki özgür ve saf benlik.

Sanat eğitiminin şu andaki üretiminize nasıl etkileri olduğunu düşünüyorsunuz?

Aslında tam olarak sanat eğitimi almadım, iç mimarlık bölümü biraz daha teknik açıdan gelişiminizi sağlıyor. Yan dersler olarak Temel Sanat Eğitimi ve Sanat Tarihi de görüyorsunuz, bunların dışında güzel sanatlar kantinini göz ardı edemezsiniz, burada da farklı disiplinlerdeki bir çok sanatçı adayı arkadaşınız oluyor, kimliğinizi oluştururken bu sınırsız sanat evreninden faydalandığınızda da üretimlerinizde ve yaşamın genel akışında farkındalığı yüksek bir bilinç ile hareket ediyorsunuz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çalışmalarınız size neyin cevabını veriyor ya da neyin sorgulamasını yaptırıyor?  Peki biz tasarımlarınızda hangi soruların cevaplarını görebiliriz?

Çalışmalarımda belli bir kalıp yoktur.

Güncel bilinç ya da bilinçaltımın sorguladığı olayları spontane bir şekilde önce kendim daha sonra izleyici ile buluşturmaya çalışıyorum. Resimlerime bakarken sorgulayacağınız ve cevabını bulacağınız şeyler bilinçaltınızın donanımı ile doğrudan ilişkili olacaktır.

Hayatınızda sizi en çok etkilediğinizi düşündüğünüz neler var? Bu etkileşim çalışmalarınıza nasıl yansıyor peki?

Hayatımın bir döneminde yaşadığım bir travma, baskın rüyalarım ve pandemi süreci. Bu üç etkenin çalışmalarımdaki rolü çok büyüktür. Özellikle pandemi ve kapanmanın üretim açısından ben ve bir çok sanatçının rönesansı olduğu düşüncesindeyim.

Hissiyatınızı, önceliklerinizi ve mesajlarınızı çalışmalarınız düzeyinde nasıl tanımlarsınız?

Dışavurumculuk benim temel dinamiklerimden biri oldu. Bu coşkuyu sabırlı bir işçilikten ziyade doğaçlama mantığıyla izleyiciye aktarmaya çalışıyorum. Sonuç olarak ortaya bir bütüne ulaşan, dağılan ve coşkuya katılan resimli kurgular ve hikayeler çıkıyor.

Eğer ihtiyaç tanımlaması yaparsak, ruhsal ihtiyaçlarınızın kaynağı ne, neler?

Sanırım ben olumlu ya da olumsuz hayatımızın günlük akışındaki bir çok seyden besleniyorum. Bunları kısaca özetlersem; yaşadığım coğrafya ve dünyadaki etkileşimler, dinlediğim müzikler ve görmekten çok etkilendiğim rüyalarım diyebilirim

Hayatta altını çizmek istediğiniz neler var?

Kaygısız bir dünya tasarlayabilmek ve önyargıları yıkabilmek isterdim.

Sanatın sürdürülebilirliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Açıkcası sanatın sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Sanat bir çok şey gibi kuşaklar arasında farklı devinimler kazanacak ve bunun günümüzde ne kadar öngörülebilir olacağını bilmiyorum.

Resimlerinizde felsefenizi oluşturan şeyler neler, nelerden etkileniyorsunuz?

Dışavurumculuk benim temel dinamiklerimden biri olmuştur, kusursuz bir işçilikten ziyade bir çocuk gibi resim yapabilmek, onlar gibi özgür düşünüp aktarabilmek beni derinden etkilemiştir. Bunların dışında yaşadığımız dünyadaki olaylar ve müzisyenlerin besteleri resimlerime ciddi manada yön verebilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hazırlayan: Aise Amet

Paylaş:

Bir yorum bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.