
São Paulo’da, Alexandre Dal Fabbro tarafından kalabalık bir aile için tasarlanmış bu daire 550 m2’lik geniş bir hacme sahip. 3 genç oğlu olan ev sahiplerinin 360 derecelik görüşe sahip çağdaş ve akıcı bir daire istiyor olmaları üzerine başlayan tasarım kurgusu, bir yandan ana mutfaktan ayrı bir gurme mutfağı ve barbekü için bir alan istemeleri üzerine şekillenirken diğer yandan ise ana süitin balkonunda bir tür nefes alma alanı arzularıyla şekillenmiş.
Projenin başlangıç noktası, mekanları bölen çeşitli kiriş ve sütunları mekana entegre ederek müdahaleyi en aza indirmek için bu yapısal elemanları çerçeveleyecek nişler, özel tavanlar, pergolalar ve özel işçilikli paneller kullanılmış. Buradaki ana fikir, yapısal unsurlarla birlikte çok parçalı bir planın üzerine çağdaş ve rahat bir his kazandırmak olmuş.
İlhamını ulusal ve uluslararası, çağdaş ve modern referansların karışımından alan bu projede tasarımcının arayışı, Jorge Zalszupin ve Sergio Rodrigues’in daha zarif parçalarından oluşan Brezilya tasarımını, Patricia Urquiola ve Paola Lenti gibi tasarımcıların uluslararası çağdaş tasarımıyla harmanlayacak bir dekora uyum sağlayabilecek akıcı ve sıcak mekanlar yaratmak olmuş.
Ahşap giydirmelerin bolca kullanıldığı bu projede sosyal alanın komple ahşapla kaplanması fikri ile yaratılmak istenen duvarlarda asılı resimlerin yerini raflarda obje ve kitapların almasına ve yemek odasında Tom Dixon lambaları gibi tasarım parçalarına yer verilmesine olanak sağlamış. Merdivenin heykelsi duruşu, dolaylı aydınlatma ile duvara yerleşik tırabzan ile birleşiyor ve en çarpıcı alanlardan birini oluşturuyor.
Bir diğer önemli nokta ise doğramaların pencereleri özel olarak çerçeveleyerek dairenin manzarasını daha da genişletmiş olması…
Oturma odasının düzeni mekanın genişliğine göre ve aynı zamanda daire girişinin sirkülasyonundan ödün vermeyecek şekilde tanımlanmış. Tasarımcı için bir diğer önemli nokta ise balkon ve parkın manzarasıyla görsel bütünleşmeyi sağlaması olmuş.
Yemek odasında ise alan kare olduğundan, üst kısmı camla örtüşen koyu gri yuvarlak bir masa kullanılmasına karar verilmiş. Yemek sandalyeleri +55 Design’dan alınmış. Duvar lambaları Tom Dixon tarafından tasarlanmış, avize kompozisyonu ise Lumini’ye ait.
Gurme mutfağı denilen alan, 7 sandalyeli masanın ada içine yerleştirilerek odanın içinde yüzmesine olanak sağlıyor. B&B Italia’dan alınan sandalyeler, Herman Miller avizeleriyle uyumlu ve doğal dokulu bir kumaşa sahip.
Televizyon köşesi, aynı zamanda daha küçük pencerelerin de çevrelenmesine yardımcı olan nişlerin kullanımı ile iki küçük pencere yerine bir büyük pencereye sahip olma hissini veriyor. “L” şeklindeki kanepe ise son derece konforlu ve yumuşak… Kanepe, odaya farklı bir doku ve renk getiren karamel deriden yapılmış. Daha rahat ve konforlu bir his veren bu odaya, nişlerdeki rengarenk kitaplar ise “eğlenceli” bir görünüm kazandırıyor.
Daire girişine ve balkon penceresine dik konumlandırılan simetrik kanepe düzeni, manzaraya daha az görsel engel oluşturuyor. Etel’in kanepesi, kilim ve Adriana koltuk çiftinin kumaşlarının baskın nötr tonları, Pétala masasının ve Quaker’ın yeşilimsi kadifesine sahip Danimarka koltuğunun koyu renkli ahşaplarını vurgulamaya yardımcı oluyor. Nişli marangoz revaklar, kirişleri ve sütunları kaplayarak bu yapısal elemanların mimari bütünlük içinde kaybolmasını sağlıyor. Bir diğer önemli husus ise tavanda aydınlatma noktalarının olmaması, tüm aydınlatmanın dolaylı olarak ahşap dokudan yansıyan ışıklarla yapılması, ortama sıcak ve davetkar bir ton veriyor. Ahşap çıtalı tavan, mekana ekstra bir doku katarak davetkar hissine katkıda bulunuyor.
Çiftin yatak odasının balkonu, şelaleye benzer bir su aynası ile bir rahatlama alanına dönüştürülmüş. Bu alanda ayrıca Patricia Urquiola’nın renkli koltuklarına; bitkilerin ve ahşabın sıcaklığı eşlik ediyor. Manzaranın mümkün olduğu kadar keyfini çıkaracak şekilde dinamik bir yaklaşımla oluşturulan yerleşim planını, oda ve mobilyaların yerleşiminde ve pencere etrafındaki doğrama çözümlerinde de görmek mümkün.
Ebeveyn suiti toplam 83 m² alana sahip ve bir yatak odası, dolap, iki banyo ve bir dekompresyon alanından oluşuyor. Yatak odası kısmında, yatağın arkasındaki ahşap panellere dolaylı ışık sağlayan doğrusal başlıklı bir kral yatak bulunuyor. Köşede Jorge Zalszupin imzalı Ipanema koltuğu yer alıyor. Tonlar aynı zamanda nötr ve sıcak…
Genç oğulların suitlerine girdiğimizde daha fazla kullanışlı alan kazandıracak şekilde duvara dayalı standart çift kişilik yataklar bulunuyor. Biri kumaş diğeri ahşap olan “L” şeklindeki yatak başlıkları endirekt aydınlatmaya sahip. Perdeler, duvarları kaplayan aynı kumaştan ve Roma tarzında…
Pencere Kapısı, bir basınç azaltma alanı haline gelen balkona erişim sağlıyor. Oraya düşen suyun sesini getiren şelaleye sahip bir su aynası var. Yatak odası, çift sürgülü kapıyla dolaptan ve banyodan izole edilmiş. Yatak odası katında bir de aile odası dediğimiz çok işlevli bir alan yer alıyor. 3 metrelik geniş, çok rahat bir kanepeye sahip, televizyona dönük, diğer tarafında ise Alexandre Dal Fabbro tarafından tasarlanan organik şekilli bir masanın bulunduğu bir ofis alanı bulunuyor. Ortama daha rahat bir hava katma düşüncesiyle Punto ve Filo’nun yeşil tonlarını harmanlayan bir halı yerleştirilmiş.
Barbekü alanını yaratmak için eski TV odası ve teras birleştirilmiş. Açık alana benzeyen bir ortama sahip olma fikrinden çıkılan süreçte tavanın bir kısmı camdan yapılmış ve altında ahşap bir pergola oluşturulmuş ve böylelikle bu alana bol miktarda doğal ışık girişi sağlanmış. Yeşil duvar uygulaması bu alanda da kullanılmış. Bu alandaki tasarım yaklaşımı, yemek masasındaki renkli sandalyelerle aynı tasarımcı olan Patrícia Urquiola tarafından tasarlanan modüler bir kanepe ile rahat bir his uyandırıyor. Mobilya kompozisyonu ayrıca Casual Exteriors’tan gri sallanan koltuk ve Smile koltukla tamamlanıyor.











