Mekan 93. Sayı Ekim – Kasım – Aralık

İnsanı hatırlamak için
Nostalji
“Hedefim, dünya ve kendisiyle derin bir açmaza düşmüş, gerçeklik ile arzulanan uyum arasında denge kurmayı başaramamış bir insanın, yani salt vatanından coğrafi uzaklıkta bulunmasından değil, aynı zamanda varoluşun bütünüyle ilgili genel bir hüzünden kaynaklanan o özleme, nostaljiye kendisini kaptırmış bir insanın durumunu olduğu gibi yansıtabilmekti.” Andrey Tarkovsky
Rus yönetmen İtalya’da sürgün yıllarında yaşadığı ağır nostaljiyi tüm katmanları ile konu alan 1983 yapımı Nostalghia filminde bu sözlerle dile getiriyor.
Benim şimdilerde bu filmi yeniden hatırlamam ise, nostaljinin sadece geçmişle ilgili ve yer yer romantik bir duygu salınımıymışçasına algılanışından öte acı varlığı ile yüzleşmek ve hatırlamak. Zamanın ötesinde sadece geçmişle değil, şu anla ve gelecekte de giderilemeyeceğini düşündüğümüz benlik kopukluğunun yarattığı derin hüzünden geliyor.
Eve dönüş anlamına gelen “nostos” ile acı anlamına gelen “algos” kelimesinden türeyen Nostalji dönülemeyen gerçek eve olan özlemin acı tezahürü…
Bu ev; yine Tarkovsky’nin meczup Dominica karakterinin filmin sonunda kendini yakarken attığı tirattaki şu cümlelerde dile getirdiği;
Sadece doğaya bak
Hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz…
Yanlış tarafa döndüğümüz noktaya.
Hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz…
Suları kirletmeden… sözleriyle doğaya, insanoğlunun binyıllarca ait olduğu o güvenli eve dönüş özlemi…
Dönülmesi arzulananın ev olarak vatan, toprak, doğduğun evden öte bir varoluş biçimi olarak kendini tamamlama ihtiyacının giderilemeyen bir arzuya dönüşmüş acısıdır da aynı zamanda nostalji…
Ev, insanın parçalayarak algılayabildiği zamanda geçmiş olarak tanımladığı sadece bir imgedir. Köklerimizi hissetme ve bağlanma özlemiyle aradığımız tüm imgeler modern zamanlarımızın modern evlerinde kendine mutlaka bir yer bulur. Bazen kocaman bir yeşilliğe açılan büyük ahşap kapıdan çocukluğumuza açılan arka bahçe imgesini yaratırız. Bazen mutfaktaki bakır cezve bize tüm seslerin çağrışımını yapar. Dekorumuz onu yeniden canlandırmak üzerine değil hissetmek üzerine kurulur ve bunun için çok küçük dokunuşlar yeterlidir. Çünkü insan her zaman kendisine iyi gelecek şeyleri ruhu bir mıknatıs gibi çektiğinden bulur ve tamamlanma isteğini bir nebze olsa da hafifletir.
Bizler de bu özlemle; dünyanın daha iyi bir yere doğru ilerleyemediğini düşündüğümüz şu zamanlarda, altüst olan değerler ve erdemler ortasında insan olduğumuzu hatırlamak, iyi bir insan olabileceğimize olan inanç ve özlemimizi diri tutmak adına nostaljinin peşine düştük.
“Her birimizin gözlerini ve kulaklarını büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı. Yapmamamızın bir önemi yok.
O isteği beslemeliyiz, ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz sınırsız bir çarşaf gibi.
Dünyanın ilerlemesini istiyorsanız el ele vermeliyiz.”
Nostalghia 1983
Fatoş Altıntaş