İNCELEMEMARKA

Aydınlatma devrimi

dcw-4

Endüstri devrimi, yaşandığı günden beri pek çok yeniliği de beraberinde getirdi. Hayatları kökünden değiştiren bu devrimin etkileri günlük yaşantımızın her anına bir şekilde girmeyi başardı. Evimizden ofisimize tasarımcılar ve markalar bu değişiklikten ilhamla üretmeye devam ettiler. Tasarımın küçük gözükse de aslında en önemli parçalarından biri olan aydınlatma da bu yenilikten nasibini aldı.

Sadece güzellik ve doğruluk kalıcıdır mottosuyla yola çıkan Fransız DCW Editions’ın kurucuları, endüstri devriminden günümüze kalıcı olmayı başarmış 4 markayı bizlerle buluşturuyor. Endüstriyel bakış açısının netliğini yansıtan bu özel tasarımlar Diseno aracılığıyla artık Türkiye’de.

 

Geniş fonksiyon ve hareket kabiliyetine sahip Lampe Gras ve Lampe Mantis modelleri iç mekanlarda yer, masa, tavan, duvar lambası olarak kullanabildiği gibi akrobat, mobil ve çok kola sahip modelleri ile dış mekanlarda da kullanılabiliyor. Lampe Gras Xlarge adı verilen bu tasarım, mekanlara koyduğumuz hayali sınırları da ortadan kaldırıyor. Endüstriyel tarzın malzeme ve fonksiyon yalınlığı ile samimi stili bu aydınlatmalar ile çağdaş mekanlara oldukça yakışıyor. Tek bir tarz üzerinden mekanları dekore etmeyi bıraktığımız bu son günlerde farklı stillerle birlikte bu aydınlatma ürünlerini kullanmak mümkün.

Bernard-Albin Gras tarafından 1920’lerde tasarlanan Lampe Gras akrobat lambalar modern mimarinin öncüsü Le Corbusier tarafından kullanıldıktan sonra birçok mimarlık ofisinin dikkatini çekti. Haliyle ev ve diğer mekanlardaki yerini alması da uzun sürmedi.

Edison’dan bu yana aydınlatma, işlevselliğin yanı sıra tasarım anlamında da çok yol kat etti. Farklı tasarımcıların da aydınlatma üzerine yoğunlaşması gecikmedi. Heykeltıraş Bernard Schottlander tarafından tasarlanan Mantis serisi de bunun örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Çok yönlü hareketleri ve heykelsi estetik formu ile halen Avrupa’ da çağdaş mekanlarda en çok kullanılan modeller arasında yer alan Mantis lambalar, yaşam alanlarımızı sadece ışığıyla değil şıklığıyla da aydınlatıyor.

Dominique Perrault ve Gaelle Laurict-Prévost tarafından tasarlanan “In the Tube” ise aydınlatmanın en modern yansımalarından biri… Yüksek aydınlatma teknolojisini dayanıklı ve endüstriyel görünümlü tüp lambalara uygulayan bu tasarımlar yaşam alanlarına esprili bir anlayış katıyor. İster James Bond filmlerinden ister Jules Vernes kitaplarından çıkmış deyin, aydınlatmayı başka bir boyuta taşıdığını inkar edemezsiniz.

Güneş tepelerden aşağı inip yüzünü bizden sakladığında ise başka bir ışık kaynağı çıkıyor karşımıza. Güneşin yerini alamasa da ondan esinlenerek üretilen “Here Comes The Sun” 1970 yılında Bertrand Balas tarafından tasarlanmış. İki parçadan oluşan bu ışık kaynağı, farklı renkleri ve boyutlarıyla yemek masasından ofise yaşam alanlarımıza tarz katıyor.

Tamamı çelik, alüminyum, gibi dayanıklı metalik malzemelerden üretilen bu aydınlatmalar hem klasikleşmiş modern yüzleri ile hem de çoklu hareket kabiliyetleri ile iç ve dış mekanlarda endüstriyel tasarımın aydınlatmaya yansıyan yüzünden keyif alanları uzun yıllar mutlu edecek gibi görünüyor. Bir dekorasyon objesi ya da aydınlatma ürünü olarak kullanmak ise tamamen sizin tercihinize kalmış.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.