Rauf Kosemen
SÖYLEŞİ

“ON”lardan etkilendim: Rauf Kösemen

post-banner

Bir günde dokunduğumuz ürün adedi kaç olabilir dersiniz? Tasarım eğitimi alan birçok öğrenci bu sorunun cevabını bulmak için bir gününü kayıt altına almıştır. 250 civarı bir ürün çıktığını hatırlarım, kendi öğrenciliğimden. Bu ürünler içinden bazıları vazgeçilmezimiz olabileceği gibi, kolaylıkla unutulabilen hale de gelebilir. Biz de yaratıcı endüstriden profesyonellerden “Yaşamlarına etki eden 10 ürün” listelemesini istedik. Tasarımcı Rauf Kösemen’in hayatına etki eden 10 ürün ve hikayeleri…

Sırt Çantası
18 yaşımdan beri, hem günlük hayatımda hem de seyahatlerimde sırt çantası kullanıyorum. 65+10 litrelik bir çantam da var ama son yıllarda 25 litre, 45 litre ve 40+10 litrelik çantalarım en çok kullandıklarım. Bilgisayar taşımak gibi özelleştirilmiş işlevler dışında, sırt çantasında her işlev için tercihim Deuter. Ergonomik tasarımı, sırtta terlemeyi kontrol altına alan detaylarıyla mevcutların en iyisi olduğunu söyleyebilirim.

Sandalet
Sandaleti 20’li yaşlarımın başında keşfetsem de keyfini çıkarmaya beş on yıl sonra başladım. Oradan da yılın neredeyse 5 ayını sandaletle geçirdiğim bu günlere geldik. Herhangi bir marka tercihim yok. O sezon hangi marka ince ve minimalist tasarımlar ürettiyse onu alıyorum. Beğendiğim sandaleti alır, bir kaç hafta dener ve eğer memnunsam bir tane daha alır kenara koyarım ki, alıştığım rahatlığı en azından beş yıl sürdürebileyim.

post-banner

sandalet

MacBook Pro / iMac
İlk Mac’im bir Macintosh Plus’tı. O zamandan beri kullanıyorum. Evimde iMac, işyerimde Macbook Pro 15”. Bir tasarımcı için yeterli ve güçlü aletler. Ayrıca kesinlikle kullanıcı dostu.

Bisiklet ve Otomobil
Araba kullanmayı bilmiyorum. Hiç heves etmedim. Hatta çocukken de arabalarla oynamadım pek. Çok istemesem de, özellikle ihtiyaçtan dolayı bir gün araba kullanmaya başlayabilirim. Bisikletle aram iyidir. Ama bir bisikletim yok. Kullanmak kesinlikle iyi olurdu. Eğer İstanbul’da yaşamaktan vazgeçersem bir bisikletim mutlaka olur. Diğer ürünlerden farklı olarak, hayatımı her ikisini de kullanmıyor olmam etkiliyor. Günlük hayatımda yürüme, toplu taşıma ve taksiye yöneliyorum. Otomobile ihtiyaç duyduğum durumlarda da çoğunlukla başkalarına bağımlı haldeyim.

Zeytinyağı
Kahvaltıda kızarmış ekmeğin üzerine zeytinyağı sürülüp, üzerine baharat ekerek yenen bir evde büyüdüm. Hayatımın vazgeçilmezi diyebilirim. Öyle tadına bakıp asit analizi yapacak kadar gelişkin bir damağım olmasa da iyisinden anlarım. Bir marka tercihim yok. Ama apayrı lezzetteki Ayvalık ve Antakya tipi olanları favorim.

Taharet Musluğu
Yurt dışında her tuvalet kullanışımda “taharet musluğunu Türkler bulmuş” sözü kafamda yankılanır. Bana kalırsa, hayatı bu kadar kolaylaştıran az şey var dünyada.

Cezve > French Press > Mocha Pod
Bu üçlü, hayatıma 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlarımın başında ve aynen yukarıdaki sırayla girdi. Kahve gibi bir içeceği makinayla yapmak hoşuma gitmiyor. Türk kahvesi, filtre kahve ve espresso, bu üç kahveyi de çeşidini de içerim. Hepsini bir makina değil de, çalışma mekanizmasını izleyebildiğin bir aletle yapmaktan daha çok haz alıyorum. Böyle işlerde insan zamanla bir el ayarı edinebilmeli ve zanaat oluşturabilmeli. 

 

Termos / Taşınabilir Buzluk
Termos 20’li, taşınabilir buzluklar da 30’lu yaşlarımda hayatıma girmiş ürünler. İnsanın içecek ya da yiyeceğini istediği ısıda tutabileceği bir üründen daha heyecan verici ne olabilir ki! Kahvemi ve soğuk içeceğimi 6-8 saat koruyan, 450 cc’lik, Thermos marka bir termosum var. Taşınabilir buzlukta marka tercihim yok. Ama plastik gövdelilerin yapısı daha sağlam olduğu için onları tercih ediyorum. İhtiyaca göre kullanmak üzere, 25 ve 11 litrelik iki taşınabilir buzluğum var.

Gözlük
Gözüme dışarıdan bir aparat yerleştirme fikrinden hoşlanmadığım için lens kullanmıyorum. Bu yüzden gözlük, kendisiyle tanıştığım 14 yaşımdan beri ayrılmaz bir parçam. Önceleri bakalit ya da kemik, görece kalın çerçeveler kullanırken giderek daha hafif ve neredeyse çerçevesiz modellere yöneldim. İlk zamanlardan beri güneşe göre renklenen camları tercih ediyorum.

Uzaktan Kumanda
İnsanın hareket ihtiyacını neredeyse ortadan kaldırdığı için kötü yanlarının olduğu kesin. Ama televizyon, müzik sistemi gibi erişmenin görece kolay olduğu ürünlerle aranızdaki ilişkiyi kolaylaştıran; klima, ortam ışığı gibi fiziksel konumu nedeniyle erişmenin neredeyse imkânsız olduğu ürünlere erişimi ise mümkün kılan bir aparattan daha işlevsel çok az şey var gerçekten.

post-banner

Bir Cevap Yazın