EVHABERTASARIM

Bugünden geçmişe doğru yenilenme

Youtube

Brüt ve net duruşa sahip Belçika Antwerp’te bir dairedeyiz. Belçikalı tasarım ofisi Studio Okami Architecten tarafından yenilenen bu dubleks daire, Antwerp’te brütalist bir yapı olan Riverside Tower’da yer alıyor. Riverside Tower, 1970’lerde mimarlar Leon Stynen ve Paul De Meyer tarafından tamamlanan, Scheldt nehrinin kıvrımında yer alan 20 katlı bir apartman. Brütalist yapının orijinaline sadık kalınan yenileme işleminde orijinal tasarımı korumak işin merkezine alınmış. Projenin tasarımcısı da ev sahibi de Studio Okami’nin kurucu Ortağı Bram Van Cauter. Van Cauter bu dairede sanat koleksiyoneri olan partneri Doris Vanistendael ile yaşıyor.

Dairede sanat eserleri, mobilyalar ve bitkiler, ev gibi bir atmosfer yaratmak için birleşiyor.

Çift yükseklikte döner pencereler, doğal ışık sağlayarak ve nehir ile komşu bir ormanın manzarasını sağlayarak alanı aydınlatıyor. Dairenin alt katındaki açık plan içerisinde mutfak ve yemek alanı bulunuyor. Üstünde ise oturma odası, yatak odası ve ev ofisi var. Alt kattan daha tenha olması amaçlanan dairenin üst katı, banyo, depo ve yardımcı tesislerin bulunduğu teknik bir blok etrafında düzenlenmiş. Dubleks kurulum, alt kattaki eğlence alanı ile ev ofis, oturma ve yatak odası gibi üst kattaki daha özel işlevler arasında özel bir ayrım yaratıyor.

230 metrekarelik daire Studio Okami Architecten ofisinin üç kat üzerinde, binanın 13. ve 14. katlarında yer alıyor. Çiftin aynı binada bir misafir süiti ve Vanistendael’in Soon adlı sanat galerisini içeren bir dubleksi de var. Studio Okami Architecten’in tadilattaki ilk adımı, dairenin duvarlarını yıkmak ve tüm yüzey kaplamalarını soymak olmuş. Alanı en dürüst haliyle görmek adına yapılan soyma işlemi, altta kalan betonu ortaya çıkarıyor. Bu, dairenin beton yapısını ortaya çıkarırken yerleşimini beş yatak odalı bir konuttan tek yatak odalı yüksek bir açık plan alana dönüştürüyor. Duvarların kaldırılması, şehrin engelsiz bir şekilde görülmesini sağlıyor, diyor Van Cauter. Çocukları olmayan çift için açık plan, mantıklı bir seçim olarak karşılarına çıkıyor. Pürüzlü beton yüzeyleri dengelemek için, betondaki mevcut deliklerden asılan bitkiler ve sanat eserlerinin yanına şeftali renginde bir reçine zemin eklenerek görünüm tamamlanıyor. Van Cauter, “Amaç, alana renkli unsurlar ekleyerek kaba betonu dengelemekti.” diyor. 

İki seviyeyi birbirine bağlayan ise betona karşı durmak için seçilen pastel mavi bir sarmal merdiven. Kulenin sirkülasyon alanlarının sınırlı olması nedeniyle yerine kaynak yapılmış ve boyanmış.

Pürüzsüz şeftali pembesi yüzeylerle döşenmiş banyoda pastel renk paleti devam ediyor. Bu yüzeyler banyonun su geçirmez olmasını sağlasa da aynı zamanda tepedeki kaba beton kirişlerle keskin bir kontrast oluşturuyor. Studio Okami Architecten, daireyi tamamlamak için çağdaş ve klasik mobilyaların bir karışımını yapıyor. Klasik mobilyalar arasında patchwork De Sede DS88 kanepe ve Rietveld Sandık Sandalyeler bulunurken çağdaş parçalar arasında Muller Van Severen’den bir uzun masa ve Big-Game’den kırmızı Bold sandalye yer alıyor.

Ayrıca, Studio Okami Architecten tarafından tasarlanan mutfak adası, kullanılmadığı zamanlarda odadaki bir heykeli andırıyor. Bu, Amerikalı sanatçı Donald Judd’un çalışmasına atıfta bulunan kabin ile birlikte çalışıyor.

 

Tasarım: Studio Okami Architecten

Fotoğraflar: Olmo Peeters, Matthijs van der Burgt

Paylaş:

Bir yorum bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.