
İstanbul’un Kısıklı semtinde bulunan 770 m² iç alana sahip Global Trust Ofis Binası tasarlanırken bir yandan şirketin ruhunu yansıtacak şekilde; ağırbaşlı ve zarif olmasına diğer yandan da yenilikçi ve sade bir dil oluşturulmasına özen gösterilmiş. Tasarımın en önemli amaçlarından biri, ofis kullanıcılarının şirketin bahsi geçen özelliklerini mekanlar içerisinde bulundukları sürece hissetmesi. Daka Design Studio tarafından tasarlanan ofis binasında çalışanların rahat ve dingin hissetmeleri fikri merkeze alınmış.
Başka bir inşaat firması tarafından konut projesi olarak projelendirilmiş ve kaba inşaatı başlatılmış olan yapı, Daka Design Studio tarafından ofis projesine uyarlanmış. Daka Design Studio hali hazırda yalnızca strüktürü ve dış cephe duvarları yapılmış olan henüz kaba inşaat halindeki yapının projelendirme ve inşaatını paralel olarak inşaat firmasıyla birlikte yürütmüş. İç mekanın yenilenme sürecinde binadaki tüm tesisat ve iklimlendirme sistemleri yeniden planlanmış; giriş ve karşılama alanı için binaya ek olarak cam bir kütle uzantısı tasarlanmış.
Beş kattan oluşan binanın en alt katında mutfak ve kapalı garaj alanı bulunurken aşağıdan yukarıya doğru sırayla -1 kotunda bulunan bahçe katında tek kişilik kapalı ofisler yer, zemin kotunda bulunan giriş katında ise toplantı odaları, karşılama alanı ve yönetici odası bulunuyor. Birinci ve ikinci katlarda ise toplu çalışma alanları ile yönetici odaları yer almakta. Binanın çatı katında özel misafirlerin ağırlanabileceği ve yöneticilerin dinlenebileceği bir dinlenme odası ile banyo konumlandırılmış.
Olabildiğince az malzeme kullanmaya özen gösterilerek yalın ve modern bir dil oluşturulmuş bu ofis binasında seçilen renk tonlarının da yine bu dinginliği besleyecek şekilde natürel ve nötr olmasına önem verilmiş. Sirkülasyon alanlarındaki zeminlerde yerli bir doğal taş olan Tundra Grisi mermer tercih edilirken ortak çalışma alanları ve kapalı odalarda ise ses izolasyonunu sağlamak için gri ve tamamlayıcı tonlarda karo halı kullanılmış. Mekanları çerçeveleyen bir kabuk niteliğinde kullanılmış olan ceviz lambri yüzeyler bazı noktalarda dairesel hareketlerle yumuşak ve davetkar bir etki yaratmanın yanı sıra gri tonlarındaki malzemelere sıcak bir dokunuş katmak için kullanılmış. Benzer dairesel hareketleri yer yer tavan ve zeminde de görmek mümkün.
Bina içerisindeki tüm mekanlar ve odalar mümkün olduğunca birbirine benzer ve hiyerarşi düzeninden uzak olarak kurgulanmış. Kullanılan kitaplık üniteleri ve çalışma masaları gibi mobilyalar da bu bağlamda tasarlanıp her mekana uygun olacak şekilde ebatlandırılmış ve özel olarak üretilmiş.
Ortak çalışma alanlarında ses izolasyonu sağlamak amacıyla tavanlara ahşap paneller yerleştiren tasarım ofisi, tavanı basık hissettirmemek adına bu panellerin uç noktalarını açılandırılarak daha ferah bir ortam oluşturmuş. Tavan aydınlatmaları ise bu paneller arasına gizlenmiş. Kapalı ofis alanları oluşturulurken ahşap ve cam paneller beraber kullanılarak hem gerekli seperasyon sağlanmış hem de ofis genelinde görsel iletişim dengesinin tamamen kesilmemesi amaçlanmış.
“Sıra dışı bir mekan” sözünü brief olarak alan tasarımcı, klasik klinik ve muayenehane mantığından uzak yenilikçi bir yer tasarlamak istiyor. Bina cephesinin kübik bir formda olmasının aksine iç mekanda yuvarlak hatlara yer vererek tezat ve modern bir çizgi yakalıyor. Malzeme seçimleri de bu modern çizgiyi destekliyor. Ahşap ve pastel tonların sıkça kullanıldığı mekanın en simgesel özelliği hiç kuşkusuz ki duvar resimleri. Bu resimler Esra Uçmak tarafından tasarlanıp mekana uygulanmış.
Tasarım Ofisi: Daka Design Studio
(by Liora Danon and Ayşe Nur Karaaslan)
Mobilyalar: BMS Mobilya, Gotwob
Aydınlatma: Hedef Aydınlatma
Batarya ve vitrifiye: Grohe
Boya: Jotun
Bitkiler: Palmiye Botanik



