Farklı tutkularla beslenen yaratıcı bir yaşam alanı
SÖYLEŞİ

Farklılıklarımızla güzeliz…

post-banner

 

Sizler hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz?

Aliki P. Kızıl: Ben Yunanistan Atina’da doğdum. Üniversiteyi Amerika’da iletişim ve reklamcılık üzerine okudum ve New York’ta reklam sektöründe çalıştım. 1997 yılında Apple’ın ‘Think Different’ adlı kampanyasını yapan ekibin içinde yer aldım. Burada başlayan reklamcılık hayatı beni Güney Afrika ve Los Angeles’a kadar götürdü. Bu sebeple her zaman yaratıcı işlerin içinde oldum. 1999 yılında Atina’ya döndüm ve orada da reklamcılığa devam ettim. Kaderin güzel bir cilvesi sonucu, eşim ile Atina da tanışıp evlendim ve Bursa’ya yerleştim.

post-banner

İç mimariyi iş olarak seçmem aslında her zaman bir şekilde zaten bu işin içinde olduğumu fark ettiğimden. Annem çok yaratıcı bir takı tasarımcısı. Kız kardeşim ise mimar, kendisi Londra’da uzun yıllar Philippe Starck ile beraber çalıştı. Bizim hayatımız hep birbirimizin yaptığı işleri konuşmakla geçti. Farklı kültürleri ve ülkeleri deneyimlemiş olmamın da işime büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. 

Asıl bu işe fiili olarak başlamam 2015 yılında çok yakın bir arkadaşımızın bir pazar günü bizi yeni açmayı düşündüğü ofisine götürmesi ve o ofisi benim yapmamı istemesi ile başladı. Bursalıların alışık olduğu tarzın dışında farklı ve modern bir bakış açımın olması sebebi ile diğer projeler de takip etti. 

Taner Şekercioğlu: Benim profesyonel iş yaşantım 1990’da mimar olarak mezun olmamla başladı. Bugün ortağımla birlikte geniş bir yelpazede yaratıcı hizmetler vermeye devam ediyoruz. Endüstriyel ürün tasarımı ve iç mimari projelendirme süreçleri, bu alanlarda stratejik danışmanlık ve eğitim hizmetleri ağırlıklı konularımız. Ulusal ve uluslararası ödülleri olan, farklı konuları aynı anda yürütmeyi seven bir ekibiz. İç mimari tasarımlarda da perakende sektörüne ait mekanlar, restoranlar ve konutlar öncelikli işlerimizi oluşturuyor. 

Proje ne zaman başladı, ne zaman tamamlandı?

A: Projeye ben 2015 yılında dahil oldum. Ama öncesi var tabii.

T: Evet öyle, ben oldukça erken bir aşamadan itibaren bu projenin içindeyim. Mesela öneri bana ilk geldiğinde henüz arsa boştu, ev sahibi ile sekiz binadan oluşan bu projede hangi binanın daha uygun konumda olduğunu değerlendirerek başladık işe. 2014 başlarında inşaata başlandı. Geçtiğimiz senenin sonbaharında da ev tamamlandı.

Süreç nasıl ilerledi?

T: Başlangıçta benim için dikkat çekici ilk şey binanın mimari tasarımında yapılan temel tercihler oldu. Neredeyse üç kat olarak tanımlanabilecek bir imar durumu olan arsada tek katlı yapılar hedeflenmişti. Bu yüksek tavanlı sıra dışı konut projesini alıp, ev sahibinin yaşam beklentilerine daha uygun, genel olarak daha şeffaf ve aydınlık, iç mekanlar arası dolaşımı zenginleşmiş, dış mekanlarla bağlantıları güçlenmiş bir kurguya çevirdik. İnşaat bu değişiklik önerilerimiz doğrultusunda ilerledi. Tüm mekanların mimari olarak şekillendiği ve ince işlerle ilgili kararlara doğru ilerlenen aşamada Aliki ekibe katıldı. 

A: Bu binanın Bursa’da çok az rastladığımız türden bir yapı olmasının yanında ev sahibinin kendi çalıştığı aile işine kattığı vizyon ve çalışma hırsı da beni çok heyecanlandırmıştı. Bu sebeple ben de bu projede farklı şeyler yapabileceğime emin olarak işe başladım. 

Evin tarzını genel olarak nasıl tanımlarsınız?

A: Genel anlamda modern ve eklektik tarzda bir ev oldu bence. 

T: Evet, ben de katılıyorum. Ama öte yandan cevaplaması giderek daha zorlaşan bir soru bu son zamanlarda. Ne biz profesyonellerin, ne de ev sahiplerinin belli bir dekorasyon tarzına tam anlamı ile sadık kalmayı isteyen halinin kalmadığını düşünüyorum. Pek çok farklı tarza ait detayların bir arada kullanıldığı başarılı uygulamalar var etrafımızda. Bu ev de böyle bir iş oldu diyebilirim kendi adıma. 

Bir projeye başlarken öncelikli olarak nelere dikkat edersiniz?

T: Benim için iki konu var öncelikli olan, yapının niteliği ve mekan sahibinin beklentileri. Sanırım benim için mekanın özellikleri, neler yapılabileceğine dair taşıdığı fırsatlar daha öncelikli oluyor. Buradaki yapının bulunduğu çevreden farklılığı en çekici tarafı oldu bu işin.

A: Ben bir işe başlarken en önemli şeyin müşteri ile kimyamızın tutması olduğunu düşünüyorum. Tabii ayrıca projede gerçekten söz sahibi olmam ve istediklerimi uygulayabilmem, yaratıcılığımı katabilmem de çok önemli.

Evde hangi alanları öne çıkarmak istediniz, bunun için ne gibi yöntemler kullandınız?

A: Akdeniz kültüründe en önem verilen yerler mutfak, kış bahçesi ve salon olmasına rağmen benim tarzımdaki en önem verdiğim değer tüm mekanların yaşanabilir olmasıdır. Salon sadece misafirler için değil, tüm aile için yaşanacak bir yer olmalı.

T: Benim için de mutfak önemliydi bu evde. Plan kurgusunu geliştirirken her anlamı ile evin kalbi olmasını istedik, tam ortaya yerleştirdik. Birden fazla girişi olan, yemek hazırlama ve yemenin dışında, bir oturma veya hobi odası gibi de çalışan, salondan sonraki en yüksek tavanlı mekan burası. Aynı zamanda bir geçiş alanı aslında, koridora alternatif bir dolaşım imkanı sağlayacak şekilde detaylandırdık burayı evin girişi ile yatak odaları arasında. Tabii ki dış mekana da ulaşımı kolay. Büyük ve camlı çift kapılar, kayar kanatlı bölmeler, geniş (ve hatta giyotin) doğramalar ve çatı pencereleri ile tüm çevresi ile bütünleşebilen şeffaf bir hacim haline geldi. Benzer bir akışkanlık evin giriş hacimlerinde de var. Sokak kapısı ile evin girişi arasındaki çatı yapısı bu geçişi bahçenin diğer bölümlerinden ayıran mimari bir tecrübe yaşatıyor mesela eve gelen konuklara. Giriş holünde kapıdan içeri adım attığınızda tam karşıya koyduğumuz geniş doğrama sayesinde, camın hemen ardındaki peyzaj alanını ve arkadaki teras ile bahçeyi görsel olarak içeri almayı hedefledik.

A: Her tarafta yaşanabilen, tüm ailenin kullanabileceği fonksiyonlu, ama aynı zamanda şık alanlar yaratmaya çalıştık.

Kullanılan malzemeler nelerdir?

T: Evin geneline yayılmasını tercih ettiğimiz bağlayıcı ve birleştirici bazı kararlarımız var. Salon, koridor ve odalarla birlikte konuk tuvaleti ve mutfağın tamamında kullandığımız oldukça koyu tonlu parkeler bunların başında. 

A: Bu yüzden giriş holünde ve vestiyerde yaptığımız mermer zeminlerin döşeme şeklini parkelerin macar kesimine uygun detaylandırdık. Her fırsatta farklı, hatta beklenmedik diyebileceğiniz dokunuşlarla eve sıcaklık katmayı amaçladık, koyu renklerle beyazları karıştırdık bol bol.

T: Evet, iki oda dışında her yere yayılan beyaz duvarlar var. Bunlara bazen koyu gri renkli boyanmış tavanlar veya koyu renkli iri sahte kirişler eşlik ediyor.

Ev sahiplerinden, onlarla aranızdaki uyum ya da zıtlıklardan bahsedebilir misiniz?

T: Yaratıcı süreçlerin tümünde inişli çıkışlı aşamalar oluyor. Yavaşladığınız, tıkandığınız, o çok basit ve etkili çözümü bir türlü bulamadığınız anlar yaşıyorsunuz. Birlikte beyin fırtınası yapabileceğiniz ekip arkadaşları ve bundan keyif alan, üstelik de iyi katkıları olan bir işveren büyük zenginlik. 

A: Benden daha önceden başlayan bu projeye iki ortak göz olarak devam edilmesi, tabii ki ev sahibinin vizyoner bakışı sayesinde oldu. Taner’in de bahsettiği bu bence.

T: Zaten işin keyfi ve çoğunlukla da sonuçtaki başarısı karşılıklı zorlamalarla kendi sınırlarımızı aştığımız, konfor alanımızdan çıktığımız zaman ortaya çıkıyor. Bu evin mekanları da harcanan emeğin, ayırılan bütçenin, yapılan doğru tercihlerin ve detaylı çalışmaların sonuçlarını yansıtıyor diye düşünüyorum.

Bir projeye iki kişinin gözünden bakıyoruz? Bu süreç sizin için nasıl geçti?

A: Ev sahibinin biraz evvel bahsettiğim yenilikçi vizyonu bu başarılı ve farklı iki gözü bir araya getirdi. İyi bir uyum içinde, birbirimizi tamamlayan bir ekip olduğumuzu düşünüyorum.

T: Bursa’da, hatta Türkiye’de gördüğümüz benzer uygulamalardan çok farklı inovatif bir çalışma yöntemi oldu bu projede yaşadığımız. Buradaki başarı en çok işverene bağlı, bu tür çok bileşenli yaratıcı süreçlerde onların yönetim rolleri gidişatı belirlemede kritik. Ben de tam anlamı ile bir ekip çalışması yaptık diyebilirim. Farklı uzmanlık ve görüşlerin saygılı ve birbirini besleyen uyumu çok keyifli. 

 

post-banner

Bir Cevap Yazın