
Oldukça eski bir Bebek Apartmanı’nda yer alan daire kıvrımlı yapısı ile karakteristik bir tavra sahip. Mevcut planda salon olan hacim ofis döneminde hem salon hem de toplantı odası olarak kullanılıyormuş. Ana yatak odası ise ofis olarak… Dört oda bir salon dairede hiçbir zaman plan tadilatına gidilmemiş. Sadece odaların kullanımına uygun olarak değişiklikler yapılmış. Nihai planda Boğaz manzaralı salona açılan geniş bir salon, koridor boyunca sağlı sollu devam eden mutfak, giyinme, misafir odaları ve WC’ler son olarak da ana yatak odası yer alıyor. Hem denize bakan ana teras hem de ana yatak odasının açıldığı mini bahçe tasarımcı için günlük hayatta nefes alma noktaları. Evin konumu yürüyüş ve arkadaşlarla buluşmalar için de ideal bir ortam sunarken teras gibi açık alanlar da zaman zaman bu görevi üstleniyor.
İzmir’den geldiği yıllarda hem ofis hem de ev arayışı içerisinde olan Laxmi Interios Kurucusu Pınar Hacıraifoğlu, Bebek’teki bu daireyi bulduğunda iki arayışına birden çözüm olabileceğini fark ederek home ofis olarak kullanmaya başlıyor. Bebek’te yaşamayı çok isteyen fakat bir türlü aradığı ideal daireyi bulamayan Hacıraifoğlu; Boğaz manzarasına hakim terası, bahçeye açılan geniş ofis odası gibi detayları ile hayallerini süsleyen bu evde başlatıyor hikayesini. Üç sene süren home ofis hayatından sonra Laxmi’nin Bebek ana cadde üzerine taşımasıyla bu daireyi de kendi yaşam alanı olarak kullanmaya karar veriyor ve yeniden şekillendiriyor.
Hem arkadaşları ile vakit geçirmeyi seven hem de kendine zaman ayırmak isteyen Hacıraifoğlu salonda arkadaşları ile yemek yiyip sohbet edebileceği bir yemek masası yerleşimi yapıyor. Dostlarla birlikte geçirdiği vakti daha da keyifli kılmak adına manzaraya dönük bir konumlandırma yapılıyor. Patine yüzeyli mermer masa kullanılan yemek bölümünde bolca sanat eseri kullanımı da dikkat çekiyor. Annesi ressam olan ve kendisi de sanata büyük ilgi duyan tasarımcının evinin hemen her köşesinde sanat eseri kullanımı göze çarpıyor. Salonun L konumundan dolayı daha kuytuda kalan oturma bölümü bir mabet gibi kurgulanmış. Mermer bir TV ünitesi ve karşısında geniş oturum bir L koltuk tercih edilmiş. Cam tablalı sehpa, evdeki diğer pek çok şey gibi Laxmi özel tasarımı. Hemen köşedeki tekli koltuk ise Hacıraifoğlu’nun çalıştığı ilk firma olan Autoban’ın kurucu Ortağı Seyhan Özdemir’in hediyesi. Hemen yanındaki eser ise Emre Namyeter’e ait. Etanollü şöminenin de konumlandırıldığı bu bölümde Fornasetti tabaklar da sanat eseri gibi yerleştirilmiş.
Evi diğer odalara bağlayan koridor bir sanat galerisi mantığında tasarlanarak odaların giriş kapıları lambri ile görünmez kılınmış. Misafir davetleri dışında neredeyse hiç kullanılmayan mutfak olduğu haliyle bırakılmış. Tasarımlarda belirli bir konsepte takılı kalmak yerine ev sahiplerinin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran Laxmi Interiors alışkanlığını kendi evi için de göz önünde bulunduran tasarımcı ne istediğini bildiği için hızlı bir şekilde sonuçlandırmış.


















