ARTIMEKANEVTASARIM

Sürdürülebilir tasarım ve aylaklık atölyesi

post-banner

Doğayı ve teknolojiyi ortak noktada buluşturmak ve yepyeni bir dünya yaratmak… Bodrum’un Dağbelen Köyü’nde doğayla tüm sınırları kaldıran Cam Stüdyo, dikdörtgen şeklinde tek bir hacimden oluşan bir yaşam ve çalışma alanı.  Güvenç Karamustafa’nın 2500 m2’lik bir bahçe içerisine konumlandırdığı 80 m2’lik yapı, merkeze toplanan ev içinde ev şeklinde tasarlanmış. Mutfak, banyo, sauna, mahzen, depo ve teknik bölüm kullanılarak birbirine bağlı iki ana hol oluşturulmuş. Doğu cephesi toplantı, çalışma gibi eylemlere açıkken, batı cephesi yer yatağı ile uyuma, kütüphane ile okuma bölümü olarak kullanılmakta. Güneç Karamustafa tüm kurguyu tasarım ve aylaklık atölyesi olarak tanımlıyor.

Tasarımcı; iç-dış kurgusunda enerji etkin yollarla fiziksel konfor şartları sağlarken, vahşi doğanın tüm akışını ve yaşanırlığı çeperinde toplamayı amaçlamış. Özellikle yaz kışa kan bir derenin kenarına konumlandırılan proje, bu sayede çok çeşitli endemik bitki örtüsü ve canlı çeşitliliği her mevsim izlenebilmesine olanak sağlıyor. Doğal bitki örtüsü dışında arsa içerinde yörenin fiziksel özelliklerine uygun 600’e yakın ağaç dikilmiş. Zeytin, limon, evgenia, eritrina, sığla, huş bunlardan sadece birkaçı…

Doğadan gelen sürdürülebilir enerji

post-banner

Yapıda pasif ve aktif sistemler kullanılarak enerji performansı yüksek, kendi kendine yetebilen bir organik yapı oluşturulmuş. Yapı noktasal temeller üzerinde ahşap strüktürel elamanlarla doğal zeminden kopartılmış, yapıya ait cephelerin tamamı şeffaf tasarlanmış ve ısı-güneş kontrollü cam kullanılmış. Camların, hem taşıtılmasında hem de montajında ahşap elemanlar kullanılarak ısı köprülerinin önüne geçilmiş.

Tasarımda doğal peyzaj ve fiziksel coğrafya kullanılarak pasif ısı-güneş kontrolü sağlanmış. Tasarımın kuzey cephesi yan parsel ile bulunan beş metre kot farkıyla oluşan doğal sırta yaslanmış ve kış poyrazından korunaklı hale getirilmiş. Yaz aylarında bu cephenin gölge ve serinliği kullanılarak yapı içerisinde güney-kuzey yönünde doğal hava sirkülasyonu mümkün kılınmış. Doğu cephesinde oluşturulan bitki örtüsü ile (huş ve zeytin ağaçları) sabah güneşinin istenmeyen etkileri azaltılmış. Güney cephesinde tasarlanan saçak ile yaz mevsiminde güney güneşi kontrol altına alınmış, kış mevsiminde ise üstündeki örtü kaldırılarak tüm kış güneşinin iç mekâna derinliklerine ulaşmasına izin verilmiş.

Yapının batıya bakan kısa cephesi ise mevcutta bulunan 300 yaşında bir meşe ağacına bakmakta ve öğleden sonra güneşinin kontrolü doğal yolla sağlanmış. Cephenin uzun bölümü güney ve kuzey yönünde yerleştirilmiş ve bu yönlerde tasarlanan kapılar vasıtasıyla doğal havalandırması sağlanmış. Isı yalıtımı uygulaması üç katmanda yapılmış; zemin, asma tavan ve çatı üstü. Zemin ve asma tavandaki uygulama ile iç mekanda ısı ve enerji kaybı minimize edilirken, yapısal konfor için istenilen sıcaklığa kısa sürede ulaşılabilme imkanı yaratılmış. Dış hava koşuları ise çatı katmanındaki ısı izolasyonu ve güneş kontrol camları ile regüle edilmiş.

Yapıda elektrik enerjisi ise güneş panelleri ile elde edilmekte. Kış boyu ısıtma yapı içerisinde uygulanan odunlu kuzine tarafından sağlanıyor. Kuzine pişirme için kullanıldığı gibi yerden ısıtma sistemine bağlanarak yaygın, uzun süreli kütlesel ısınmaya olanak sağlamakta ve kış aylarında 24 saat ortalama konfor ısısı korunabilmekte. Sıcak su üretimi de kuzine ve güneş enerjisi ile elde edilirken, kullanma ve içme suyu keson kuyudan arıtılarak elde ediliyor. Yazın en sıcak günleri için soğutma, düşük enerji kullanımlı fanlar ve klima ile takviye edilmekte.

Fotoğraflar: Ergül Karagözoğlu

post-banner

Bir Cevap Yazın