Disobedience
GÜNCELİNCELEME

Londra zamanı

post-banner

İtaat
Binalarla genelde konuşurum. Ama onlar, bitkilerle ya da ağaçlarla konuştuğunuz gibi hemen cevap vermiyor. Londra Tasarım Bienali (4-23 Eylül) bu yıl “duygusal durumlar” temasındaki keşiflerle var oluyor. Somerset House’da en ilgimi çeken işlerden biri ΑΝΥΠΑΚΟΗ (Disobedience). Kelime olarak Antik Yunan’ın mitolojisine dayanan ve itaatsizlik araştırmalarında kullanılan bir ifade. Yunanistan ekibi işleriyle itaatsizliğin ruhuna değinmek istemiş. Kinetik kurulum, fiziksel ortamla halihazır etkileşimimizi kinetik bir kurulumla değiştiriyorlar. Bu durum, mimarinin sadece statik ya da duygusal olarak algılanmasına meydan okuyor. Enstalasyonun içine girdiğinizde düşünmenizi istedikleri şey; binaların, sınırların ve yolların insanların niyetine cevap verdiği gelecek şehirlerin hayali…

Es-co-be-do!

Es-co-be-do!
Kensington Bahçelerinde açılan 18.Serpentine Pavyonu (15 Haziran – 7 Ekim) ile Frida Escobedo’yi tanıdım diyebilirim. Açıkçası biraz geç kalınmış bu mekansal tanışma sonrası, kendisine ve yaptığı işlere fazlaca hayranlığım oluştu. Meksikalı olan Escobedo, Serpentine’i Zaha Hadid’den sonra tasarlaması için davet edilen ilk kadın mimar. Tasarlanan strüktürde; eğimli üst örtünün aynalı alt yüzeyine bakarak gezen ya da kahvesini alıp oturan insanlar var. Kendi deyimiyle “mecazi bir pusula görevi gören” bu yapı, sadece insanları fiziksel olarak yönlerdirmeyip, aynı zamanda kuzey ve güney kültürlerinin etkisine de maruz bırakmayı amaçlıyor. Ben her köşeye girip çıkıp, geçirgen yüzeylerden farklı şeyler görmeye çalıştım. Sanırım en etkileyici olan, zemindeki yansıma havuzunda zıplayan ve dünyanın farklı yerlerinden geldiği anlaşılan çocukların kültürlerin temsilcileri olmaları.

London Mastaba

post-banner

Land-Art
Christo ve Jeanne-Claude’un yaptığı land-art’lar hep dikkat çekici oluyor. London Mastaba’yı (18 Haziran – 23 Eylül) görene kadar bu işlerin hep fotoğraflarına bakmış ancak fiziksel olarak hiç tecrübe etmemiştim. Hyde Park’a bu işi görmek için gittiğimde gölün ortasında duran Mastaba sanıyorum çevremdeki herkesten daha çok beni heyecanlandırdı. Üst üste yığılan 6000 renkli varille yapılmış bu geçici yerleştirme; kamasallığın tam ortasında; ölçeğinin etkisi, geometrisi ve parka olan zıtlığıyla sizi sürekli ona bakmaya davet ediyor.

Snøhetta

Kozmetik ve ötesi
Chelsea’deki mağazaya girer girmez ürünlere değil de duvarlara bakınca çalışanlar soruyor, mimar mısınız? Evet dediğinizde size bu mağazanın tasarım sürecinden malzeme bilgisine kadar mimari detayları anlatmaya başlıyorlar. Mekânın tasarımcısı Snøhetta tasarım ekibi, yüzeylerdeki malzeme tercihi olan pembe rengini ve dokusunu “bedene yeniden bağlanma arzusunun bir parçası” olarak anlatıyor.  Mimari bilgilendirme sonrası çalışanlar Aesop’un kozmetik ürünlerini anlatmaya geçtiklerinde; Londra havasında cildinize neler iyi gelir öğrenip, cilt analizine davet ediliyorsunuz. Nasıl moda sektöründe iç mekân tasarımları markayla bütünleşmeye başladıysa, kozmetik sektörü -çalışanlarının mimari bilgisiyle- bunu bir adım daha öteye götürecek.

Kirstine Roepstorff

Katmanlar
Saatchi Gallery’de yer alan karma sergideyim. 1966 ve 1990 arasında doğan, halk tarafından bilinmeyen ancak sanat dünyasında tanınan ve saygı duyulan 17 farklı çağdaş sanatçıdan eserler yer alıyor. Çok ünlü olmayan ama yakın zamanda da çok ünlü olacağına inanılan sanatçılar diyebiliriz. İlgimi çeken sanatçı; Kirstine Roepstorff. Ona göre yaşlanmak kültürel bir itirazdan ibaretmiş. Bu kültürel itirazı resimlerindeki farklı katmanlarda görmek mümkün. Sergilenen “You Are Being Lied To” adlı resminde; büyük bir çay partisi var. Kolaj tekniğiyle yeşilin içinde futbolcuları, itfaiyecileri veya çıplak insanları görmek mümkün.

post-banner

Bir Cevap Yazın