Verimli ofis dekorasyonu için uzmanlar ne diyor?
FİKİRSÖYLEŞİ

Verimli ofis dekorasyonu için uzmanlar ne diyor?

Ofis dekorasyonu sadece estetik açıdan değil, aynı zamanda kullanım ve verimlilik açısından da deneyimlerimizi etkiliyor. Peki bir mekan hangi özellikleri taşımalıdır ki kullanıcısı için %100’e yakın verim ile çalışsın, kullanıcısı yaptığı işten keyif almayı sürdürsün? İşte sorumuza işin uzmanlarından aldığımız yanıtlar…

Nihat Kalfazade – Mimar

Bir mekanın verimli çalışmasıyla mekanın kullanıcısının bu mekanda yaptığı işten keyif almasını tümüyle ayrı değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. ‘‘Çalışma’’ kavramının ‘‘fonskiyon’’ anlamında ifade edildiğini düşünüyorum.

Bu doğrultuda, bu sorunuzu iki ayrı soru olarak ele alıyorum:

  1. Bir mekan nasıl fonksiyon taşır?
  2. Kullanıcı fonksiyonu nasıl değerlendirir.

Bu iki sorunun mimari literatürde çok fazla yanıtı olduğu gibi, tek bir doğru cevabı bence yoktur.

Mekana fonksiyon atfı, her zaman mimar tarafından yapılsa da, günün sonunda kullanıcının kararı doğrultusunda gerçekleşir. Buna en iyi örneklerden birisinin Tschumi’nin ‘‘foli’’leri olduğunu düşünüyorum. Diğer taraftan, bence mimari fonksiyon, temellerini mimari programdan (film veya tiyatro ile bir benzetme yapmak gerekirse, ‘senaryodan’) alır. Bizler mimar olarak sahneyi tasarlarız, metni yazarız ve bir oyunu öngörürüz. Nasıl oynanacağı oyuncunun yetisi, kimliği ve becerisi çerçevesinde oluşur.

Piri Reis Üniversitesi

Erdem Ercan – Yönetici-Takım Koçu, Eğitmen

Bu mekanı bir ofis olarak düşünürsek işin içeriği nedeni ile her departmanın farklı özellikleri ön plana çıkar. örneğin muhasebe departmanında dikkat, disiplin, zamanlama, rutini takip etme gibi rasyonel özellikler öne çıkarken diğer taraftan pazarlama da yaratıcılık, iletişim, veri madenciliği önem taşır. Bunun gibi diğer departmanların  da kendine özgü özellikleri vardır. İnsan kaynaklarının doğru işe doğru insanı yerleştirdiğini düşünürsek. İşin gerektirdiği özellikler ile ilgili departmanda çalışanların kişisel özellikleri birbirini karşılayacaktır. Ayrıca her departmanın kendine özgü çalışma dinamikleri de vardır. Örneğin üretim departmanı ağırlıkla şirket içerisinde bulunurken satış departmanı sahada olmaktadır. Bu çerçeveden yola çıkarak mekanın tasarımı; renkler, formlar, yerleşim, departmanda çalışan insanların özellikleri, ofiste geçirdikleri zaman, birbirleriyle bağlantıda olma ihtiyaçları düşünülerek oluşturulmalıdır. Bu yaklaşımla tasarlanan mekanlarda insanlar %100 ‘e yakın verimlilikte keyifle çalışırlar.

Gürkan Akay – Fotoğraf Sanatçısı – Mimar

Yaptığı işten keyif alan, bunu sürdürebilir kılan kullanıcının işine katkısı da bu keyif ve sürdürülebilirlik ile orantılı olacaktır. Burada, mekan tasarımcısının, kullanıcıyı her şeyden önce rahat ettirme, konfor gereksinmelerini sağlama gibi temel ögeleri eksiksiz sunmakla başlaması bence önemli bir şart. İlaveten; yapabilmek mümkün ise kullanıcıyı, mesaisinin bazı evrelerinde gün ışığı ve varsa manzara gibi “dışarıdaki hayat” ile rastlaştırmak, belki bazen bilinen ve beklenenin dışında bir ortamın içerisine dahil etmek, hatta evinde dahi yapamayacağı bazı şımarıklık alternatifleri dahi yaratabilmek bence önemli katma değer unsurları. Sözgelimi; son derece ciddi bir finans ortamının departmanları arasında bisiklet ile dolaşabilme özgürlüğü sunmak, ya da önemli bir toplantıya girmeden önce yan galeride bulacağınız bir golf alanında bir kaç atış yapılmasına ortam yaratabilmek gibi. Burada, tasarımcının, ve uygulamacının işlerini teslim etmesinden sonra, bina ve departman yönetimlerinin bu kurguya sahip çıkması da bana göre büyük önem taşıyor.

Verimli ofis dekorasyonu için uzmanlar ne diyor?

Google İstanbul Ofisi

Emre Kuzlu – Mimar

Rapoport’un da belirttiği üzere mekanın mutlak amacı insanın yaşam tarzına en uyumlu biçimde bir ortam yaratmaktır. Bu uyumu da yakalamanın en önemli yolu mekanı, kullanıcının farklı deneyim anlarına (Moments of truth) yönelik olarak kurgulamak ve deneyimi bir bütün olarak ele almaktır. Bu yüzden mekanı sadece içinde veya dışında yaşanan deneyimin mecrası olarak görmek lazım. Her mekanın mimari kurgunun dışında gelişebilecek deneyimlere gebe olduğunu öngörmek gerek. Bu bağlamda ben tasarımı mekan tasarımından ziyade deneyim tasarımı olarak tanımlamayı tercih ediyorum. Mekan, kontrol altında tutmamız mümkün olmasa da yaşanmasını öngördüğümüz deneyimin mecrasıdır.

Odeabank

Deneyimin iki bacağı vardır. Hem ruha hem akla hitap etmelidir. Bireysel bir mekan kişinin karakterine ait öğeleri içerirken sosyal ve dış mekanlar ise toplumun kimlik ve kültürünü yansıtır. Ancak, insanın konfor ihtiyacı da göz ardı edilemez. Ruhuna olduğu kadar bedenine/aklına da hitap eden, yapısal veya fonksiyonel sınırlarla kısıtlanmadığı bir ortam, kullanıcısı tarafından benimsenir. Yaratılan deneyimi hem duygulara hem mantığa hitap edecek şekilde ele almak, beynin sağ ve sol taraflarına aynı anda hitap etmek mekanın kullanıcısının hem yaptığı işten keyif almasına hem de verimlilik ile çalışmasını sağlar.

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.