ekin-buyuksahin-soylesi-3
SÖYLEŞİ

“Benim derdim sadece kendimle!” Ekin Büyükşahin

post-banner

Dünyanın tüm acımasızlığı karşısında yerlerde sürünen motivasyonunu ayağa kaldırabilmeyi başaran ve kendi sanal gerçekliğinde yarattığı hüzünlü ama umutlu duruşlarını fark ettiğimiz ve fazlasıyla sevdiğimiz karakterlerin yaratıcısı Ekin Büyükşahin ile keyifli bir söyleşi yaptık.

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Kendi halinde ve sakin biri olarak tanımlayabilirim.

post-banner

Sizi resim/illüstrasyon yapmaya iten sebepler nelerdi? Çalışmalarınız hakkında yazmanız gerekse bize neler söylerdiniz?

Ben aslında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Viyola Sanat Dalı mezunuyum. Küçük yaşlarımdan itibaren müzik eğitimi aldım. Bölümümü çok severek okumama rağmen görsel sanatlara olan ilgim çok daha ağır bastı. Mezun olduktan sonra müzik ile ilgili çalışmalarım oldu ama fark ettim ki müzik yapmaktan daha büyük bir tutku var içimde. Meslek edinip, daha sonrasında o mesleği büyük bir mutsuzlukla yapan çok fazla insana denk geldim hayatım boyunca. Ben o insanlardan biri olmayacağımın sözünü çok önceden kendime vermiştim. Dolayısı ile motivasyonum, sevdiğim işi yapmak oldu ve bu konuda da erkek arkadaşım en büyük güç ve destek oldu hayatımda. Üretmek, hayatımın her döneminde büyük bir keyif verdi bana, bu da beni daha çok çizmeye itti diyebilirim. Şimdi de işlerimi bu tutkuyla hayata geçiriyorum.

Hayatta altını çizmek istediğiniz neler var?

Bu soru, kafamın içinde negatif bir cevap uyandırdı nedense. Hayatta altını çizmek değil, üzerini çizmek istediklerim (hem de kırmızı kalemle) aklıma geliyor düşündüğümde. Özellikle son dönemde içimde derin sıkıntılara sebep olan ve beni çok ama çok mutsuz eden, insanlığın eksik kalmış ve gelişmeye muhtaç yanları bağırıyor resmen kafamın içinde. Hoşgörü ve nezaket yoksunluğu, tahammülsüzlük, bireylerin öfke kontrolündeki başarısızlıkları, pasif agresif insan davranışları, bencillik, vurdumduymazlık, ego… Böyle uzayıp gidecek bir liste oluşturabilirim.

Anlaşılmak gibi bir kaygınız var mı?

Kaygı beslememeye çalışıyorum. Kaygı insanı kemiren, potansiyelini aşağıya çeken bir duygu. Ama anlaşılır olmak için de ayrıca çaba sarf etmiyorum. Bu iş benim için şöyle: Benim bir dünyam var ve bu dünya herkese açık. Kendinden bir parça bulan, merak eden gelsin, içine girsin istiyorum.

Türkiye şartlarında illüstratör olarak çalışmanın zorlukları var mı?

Türkiye şartlarında sadece illüstratör olmak değil, her şey zor bence. Her gün cinnet kaynaklı türlü suçların işlendiği, bombaların patladığı, sokakta evsiz ve aç insanların dolaştığı, çocukların çalıştırıldığı; kadınların, erkeklerin, çocukların, hayvanların, eşcinsellerin, transeksüellerin şiddete ve tacize uğradığı/öldürüldüğü; ekonominin her gün yeni bir sebepten sarsıldığı (ve daha saymakla bitmeyecek bir ton problemin ve haksızlığın yaşandığı) bir ülkede sadece mesleğinizi icra etmeye çalışmak değil, yaşamak bile gerçekten büyük bir psikolojik sınav gibi. Mecburen ve hiç istemeyerek sanal bir gerçeklik yaratmak zorunda kalıyorsunuz kendinize. Yerlerde sürünen motivasyonunuzu her gün tekrar ayağa kaldırabilmek için muazzam bir enerji sarf ediyorsunuz.

Dünyada ve Türkiye’de beğendiğiniz illüstratörler kimler?

Son dönemde işlerini yakından takip ettiğim Maggie Chiang var. Bir de Saar Mance’ın ekstra dingin işlerini gördüğümde bambaşka dünyalara giriyorum. Türkiye’de ise Sedat Girgin hem kişiliğiyle hem de muhteşem işleriyle benim için hala bir numara.

Bu aralar neler üzerinde çalışıyorsun?

Şu sıralar çok fazla özel sipariş aldım, sırasıyla onları tamamlıyorum. Petra için bir mimar serisi hazırladım ve henüz teslim ettim. Betonart’ın Kasım sayısı kapağı için Zaha Hadid portresi çalıştım. Bunların dışında atölyede kendi rutinimde kişisel çalışmalarımı sürdürüyorum.

post-banner

Bir Cevap Yazın