elcin-sumer-1
ATÖLYESÖYLEŞİ

Giyilebilen heykellerin tasarımcısı Elçin Sümer

post-banner

Tarihi dokusu, sağlı sollu sokakları ve ne kadar kitle değiştirse de değişmeyen atmosferiyle Beyoğlu’ndayız. Galata tarafından biraz ilerledikten sonra bir sokak arasına giriyoruz. Taş duvarlar arasında cam bir kapı, hemen önünde de bizi karşılayan Elçin Sümer… Sumerian’ı, yeni atölyesini bir de onun ağzından dinliyoruz.

Elçin SümerHeykeltıraş, mimar ve takı tasarımcısı kimliğiyle çok yönlü bir kadın var karşımızda. Peki siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Derinden hissedebilen; duyuyu, duyguyu, rengi, oluşumu bütünde görebilen diyebilirim. Her kadın gibi…

Takı tasarımının başlangıcı ve Sumerian’ın çıkış noktası nedir?
Kendi tasarladığım mekanların duygu yoğunluklarına göre yaptığım heykellerden yola çıktık. Heykeller ev sahibi kişilerin duygularına göre nasıl şekilleniyorsa üzerlerinde taşıma isteklerine göre bir de giyilebilen heykeller olarak başka bir oluşumu daha desteklemeye başladık.

Tasarladığınız takılara şekil veren hikayelerden bahsedebilir miyiz?
Klasik olacak ama insana dair her şey… Seyahatlerimde gördüğüm şehirlerden, oraların tarihi dokusunun bilgisi ve hislerinden ve bambaşka insanların dünya görüşlerinden besleniyorum.

post-banner

Babaanneye ait bir bank ve anneye ait bir heykel… Atölye size ait ama içerisinde başka neler barındırıyor?
Evet annemle babamın ilk tanıştığı yıllarda babamın annemi çekmiş olduğu bir fotoğrafı heykele çevirdim. Babaannemden kalma bir bank ve ustamdan kalma takı tezgahım var. Aslında oradaki her objenin de ayrı bir hikayesi var. Hayran olduğum usta Avedis’e ait kendirden bir murç takımı, benim için değerli bir dost olan Süreyya Arıoba’dan özel parça kaya taşlar, kendi tasarımımla Victoria’n dönemi aplikleri bir nebze günümüze uyarladığım aydınlatmalar… Bu yer İstanbul’un ilk oteline ait bir at ambarıymış yani otel müşterilerinin atlarını park ettiği yer. Bu sebeple açtığım duvar sıvalarının içinden çıkan galvaniz kayalar da benim için değerli.

Atölyede bir gününüzü özetlersek…
Her gün atölyenin her yerine dokunurum. Okurum, yazarım, çizerim, heykel yaparım, takı oyarım, temizler, düzenlerim. Bir atölyeyi her gün sevmek gerekir; sizi ilhamla buluşturan yerdir ilgi, özen ister. Ben de her gün o özen ve ilgi ile dokunurum. O arada dostlar gelir onlar da hissederler her gün oranın değişen kokusunu, dokusunu…

post-banner

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.