İlmek ilmek dokunan tasarımlar...
ATÖLYEİNCELEMESÖYLEŞİ

İlmek ilmek dokunan tasarımlar…

post-banner

Tasarımcı Begüm Cana Özgür, son günlerde adını yarattığı Kirkit markasıyla duyuruyor. Kirkit’ten aldığı ivmeyle tasarım alanında farklı dünyalara yol alıyor.

Begüm Cana Özgür kimdir, nasıl biridir?

Ben Ankaralıyım. 27 yaşındayım. Bilkent’te iç mimarlık okudum. Seçerken de iç mimarlığı mimarlık mı, iç mimarlık mı, endüstri tasarımı mı net değildim. Hep yaratıcı, tasarımsal bir şey yapmak istediğimi biliyordum ama hangisine yönelmek istediğimden emin değildim. Okurken ürün tasarımına olan ilgim gittikçe biraz daha yoğunlaştı. Üniversitenin son yılında AvivaSA’nın düzenlediği bir tasarım yarışmasına katılmıştım, kumbara tasarımı. O yarışmada birincilik kazandı tasarımım ve ben böylece iyice motive oldum. Amerika’da Cranbrook Sanat Akademisi’nde okudum. Bu okul çok farklı bir okul: Sadece yüksek lisans üzerine eğitim veriyor. Dersler yok, hocalar yok. Oraya gidince de zaten bir afalladım yani ahşap atölyesi var, metal atölyesi var falan kaynak yapıyorlar.

post-banner

Kilime giden süreç burada mı başlıyor?

Aslında kilime giden sürecin başlangıcı, benim başlamak için ahşabı ya da metali biraz korkutucu bulmamdı. Keçeyle başladım çünkü kesmesi, biçmesi, dikmesi daha elimin kolay hakim olabileceği bir malzeme diye… Keçeden bir konsept tasarladım, endüstriyel keçeden. Keçeye belli sıklıklarda kesikler attığınızda karşınızda file gibi bir şey oluyor. Aralarına ek parçalar koyarak istediğin deseni yapıyorsun. Kilimlerde bir hikaye vardır o motiflerin her birinin sembolik bir anlamı olduğu, kilimin bir hikayesi olduğu anlatılır. Bunda da aslında çağdaş bir yorumla kendi hikayesini kullanıcı kendisi dokusun gibi bir fikir vardı.

Okuldaki son projemde de kilimlerle bir enstalasyon tasarlamıştım. O kilimleri üretmem gerekiyordu. Orada bir arkadaş bana tezgahı nasıl hazırlayacağımı, kullanacağımı öğretti ve kilimleri dokudum. Tam hevesim kursağımda, okul bitti ve Türkiye’ye döndüm. Türkiye de bir tekstil ülkesi aslında dokumacılık falan hep buranın özünde var. Farklı malzemeler denedim. Farklı teknikler denedim. İçlerinden bir tanesi kilim olarak uygulamaya çok müsait bir tasarımdı onu aldım ve köylere gittim bu sefer bunun üretimi için. Birçok yere gittim tabi hepsinin farklı tezgahları var. Hangisinden ne çıkacağını bilemiyorsun. Beceren oldu beceremeyen oldu, tezgahı uygun olan oldu olmayan oldu. En sonunda İç Anadolu’da çalıştığım dokumacılarla başardık. Ama vakit aldı. Yani bir bakmışsın güzel geliyor çok heyecanlanıyorsun sonra ikinci gelen kötü olmuş. Bir de teknik, onların çok alışık olduğu bir teknik değil bunun için biraz vakit aldı. Yaptığımız renk geçişli kilimlerde çözgüler de atkılar da eşit gözüküyor. Bu dokuyu yakalamak zamanımızı aldı. Dediğim gibi onların elinin alışık olduğu bir şey değil, ben de uzmanı değilim. Ne görmek istediğimi biliyorum onlara anlatıyorum, anlıyorlar. Onlar yapıyorlar bir beceriyorlar, bir beceremiyorlar. Oynayarak, deneyerek sonunda bir şey tutturduk.

Her kilimin bir hikayesi var. Kirkit kullanıcısına ne anlatıyor?

Yani dokuma çok eski bir kültür, elimizin altında binlerce yıllık bir bilgi birikimi var kaybolmaya yüz tutmuş bir şekilde ama biz buna farklı bir bakış açısıyla bakarak ayakta tutabiliriz. Kirkit’in yola çıkışı çağdaş bir tasarım anlayışıyla geleneksel kültürü bir araya getirmek ve böylece el işini konseptsel bir bağlama çekmek. Dolayısıyla el emeği evet, fakat alışılagelmişin dışında olması Kirkit’in hedefi.

Shades koleksiyonu artık size ait değil…

Kirkit’in ilk üretimi, Şerit Koleksiyonu (Shades)… Dokuduğum numunelerden ilk bununla yola çıktık. Şimdi artık bu kilimleri Kirkit üretmiyor olacak. Biz bu tasarımı Nanimarquina’ya, Barselona merkezli bir halı firmasına sattık. Onlar üretip, satıyor olacaklar. Ben başka tasarımlar üzerinde çalışıyorum artık çok farklı. Optik illüzyonlar yaratmaya çalışıyorum kilimler üzerinde. Numuneler elde dokundu ve gördük ki çok zor o yüzden bunlar galiba makinede dokunacak ve yine Kirkit’in ürünü olacak. Kirkit yine çağdaş tasarımları olan ürünler yapmaya devam edecek ama zaten ben halıcı değil, tasarımcıyım. O yüzden bu yabancı firmanın teklifi de o bağlamda cazip geldi.

Tasarıma olan yaklaşımınızı, tasarımın temel işlevini insanlara derinden dokunmak olarak tanımlamışsınız. Kirkit’in kilimleri insanlara neler fısıldıyor, hangi anlamda insanlara dokunuyor?

Tasarımın endüstriyel boyutundan ziyade kültürel boyutuyla daha çok ilgileniyorum. Yani kültürün bir parçası haline geliyor ürünler. İnsan ihtiyaçları çok boyutlu sadece fonksiyonel ve ekonomik olması beklenemez artık bugün çok daha ifadesi güçlü ürünler yapılıyor çünkü insanlar şaşırmak istiyorlar, insanlar o ürünlerle duygusal bağlar kurmak istiyorlar. Bu duygusal bağın kurulması aynı zamanda o ürünün sürdürülebilirliğine de katkı sağlıyor. Çünkü üç gün kullandım sıkıldım attım olmuyor da sevdiğin özel bir ürün oluyor ve bir ömür kullanıyorsun, özellikle üretimi de o kalitedeyse. Kirkit’in de yapmaya çalıştığı aslında bu, duygusal bağı kurmak. Mesela şerit koleksiyonu ilhamını doğadan alıyor doğadaki o sessizlik ya da akşam herkes çekilmişken renkler akışmaya başlar ve o böyle çok meditatif bir ortam yaratır eğer o anı yaşayanlardansanız. Ben o anları kilimlere yansıttım. Dolayısıyla baktığınızda bir anlık bile olsa büyüleyen bir etkisi oluyor. O duygusal bağı kurabildiği için başarılı oldu bu koleksiyon.

Peki atölye süreci?

Atölye işlerine de arkadaşım Aslı Smith’le başladık. O da doğal boyamacılıkla ilgileniyor. Tekstil, farklı teknikler, deneysel şeylerle ilgileniyor. Ben dokuma yapıyorum, o doğal boyamacılık yapıyor ve hadi beraber workshoplar yapalım dedik. Beraber Heliotropic diye bir stüdyo kurduk. Heliotropic’in kelime anlamı başını güneşe çeviren bitkiler… Bu stüdyo kapsamında deneysel doku, renk ve desen atölyeleri gerçekleştirmeye başladık. Heliotropic’te de insanların sürece biraz deneysel bakmalarını istiyoruz. Çünkü eğer ondan keyif alırsan ve devam edersen o zaman gerçekten özgün şeyler çıkartabilirsin.

Yeni çalışmalar, projeler var mı?

Yeni üzerinde çalıştığım koleksiyon yine dokuma tekniğine bağlı olarak ortaya çıkmış olan optik ilizyonlar yaratmak kilimlerde. Şu anda onun üzerine çalışıyorum. Bir başka üzerinde çalıştığım projede deri dokumacılığı… Ondan da yine böyle bir dokuma tekniği geliştirdik. Şimdi bu tasarım çok uygun olacağı için bir çanta koleksiyonu hazırlıyorum. Bu çantalar Kirkit’ten mi ilerleyecek yoksa başka bir marka mı olacak, zaman gösterecek.

 

post-banner

Bir Cevap Yazın