Leica-1
SÖYLEŞİ

Leica ekolü İstanbul’da

post-banner

Leica, kurulduğu 1849 yılından beri, inovasyonun merkezi, ilham veren ve iletişime geçiren bir marka; kullananlar ve koleksiyonerleri içinse sadece bir fotoğraf makinesini değil, bir ekolü temsil ediyor. 2016 Ekim ayında Leica Gallery, Leica Akademie ve Leica Store olmak üzere dünyadaki en kapsamlı Leica yerleşkelerinden biri olarak İstanbul, Bomontiada’da açıldı. Leica’nın İstanbul’a geliş hikayesini, İstanbul’un kültür sanat sahnesindeki önemini, Leica Gallery ve Leica Akademie’nin misyonunu Leica Camera Türkiye Koordinatörü Erdem Kayhan Gürbüz ve Leica Gallery İstanbul Direktörü Yasemin Elçi’den dinledik.

Nasıl başladı bu proje?

Leica’nın aslında Türkiye’de bir geçmişi var. Fakat markanın gerektirdiği iş yatırımını sağlamak, pazarda yayılmak farklı bir faaliyet ve odak istiyor. Son 1.5-2 sene içerisinde Türkiye’de Leica distribütörü kalmamıştı. O dönemde çok sevdiğim bir arkadaşım olan Oskar Fuchs ile biz ne yapabiliriz diye düşünmeye başladık. 2014 yılında Photokina Fuarı’na gittiğimiz sırada Leica ile irtibata geçtik. Oskar Fuchs ve Doğuş Grubu’nun desteklediği girişim sonucunda, Leica distribütörlüğü İstanbul’da yeniden kuruldu. Bugün Türkiye’de bir fotoğraf galerisi mevcut değil. Bu girişimin amaçlarından bir tanesi de bu boşluğu kapatmak. Dünyada üç ana ayağın da bir arada olduğu yerleşke sayısı çok az; amacımız profesyonel veya amatör ayırmadan, fotoğraf meraklılarına baştan sona bir Leica deneyimi yaşatmak. Örneğin, mağazada bütün ürünleri görüp, deneyebiliyorsunuz. Akademide teorik veya pratik her türlü eğitimi alabiliyorsunuz. Galeride ise ulusal ve uluslararası, fotoğraf sanatının en iyi örneklerini görmek mümkün. Leica İstanbul, Türkiye’den ve dünyadan fotoğraf sevdalılarını, Leica kullanıcılarını bir araya getirmeyi ve bir platform oluşturmayı hedefliyor. Bunu gerçekleştirmek için de iki temel ilkemiz var; birincisi Leica’ya gelen kişilere ilham verebilmek; ikincisi de gelen herkesin birbiriyle iletişim haline geçmesi ve fotoğraf adına hayallerini gerçekleştirmelerini sağlamak.

Leica - Elvin Evren

post-banner

Leica için İstanbul’da olmanın önemi nedir?

İstanbul ticaretin, kültür ve sanatın, hareketin merkezi; Orta Doğu’ya açılmak için önemli bir yer. Büyük bir popülasyon var ve birçok Leica kullanıcısının da yaşadığı bir şehir. Türkiye’nin her yerinin fotografik bir yapısı var ama özellikle İstanbul’da Leica kullanıcılarının fotoğraf çekerken beslenebileceği, rastlayabileceği çok fazla güzel mekan ve insan var.

Türkiye’de Leica fotoğrafçılarının en büyük temsilcisi Ara Güler. Galeride, üzerinde sanatçının imzasını taşıyan bir Leica fotoğraf makinesi de sergileniyor. Leica ve Ara Güler ilişkisinden bahseder misiniz?

Türkiye’de Leica dediğiniz zaman Ara Güler, Ara Güler dediğiniz zaman Leica akla geliyor. Kendisi en iyi 6-7 Leica fotoğrafçısından biri seçildi. Birlikte çalıştığı dostları Henri Cartier-Bresson, Sebastiao Salgado gibi Leica’nın dünyaca ünlü efsane isimlerinden… Ara Güler, haber fotoğrafçılığını sadece Türkiye’de değil, dünyada da önemli bir yere taşımıştır ve bunu Leica ile yapmıştır. Doğuş Grup ve Ara Güler geçtiğimiz yıl yapılan bir anlaşma ile Beyoğlu’nda Ara Güler’in arşivinin bulunduğu beş katlı binayı modern bir arşiv ve müzeye dönüştürme kararı aldı. Bu süreçte Bomontiada Leica yerleşkesinde de yaklaşık 600 metrekarelik bir müze ve arşiv kurulması için proje çalışmalarına başlandı. Bu projelerin hepsi, Leica’nın hikayesi ile uyumlu, Ara Güler’e yakışan ve arzu ettiği şekilde düzenlendi. Leica Store’dan Gallery bölümüne geçerken iki sergileme alanı mevcut. Bunların bir tanesinde Leica’nın 1914 yılında Oskar Barnack tarafından üretilen ilk Leica fotoğraf makinesi, Ur-Leica’nın bir replikası bulunuyor. Diğerinde ise Leica İstanbul’un açılışı ve Ara Güler’in çalışmalarını takdir etmek adına hazırlanan, Ara Güler imzalı dijital fotoğraf makinesi seti bulunuyor. Bu setten sadece 50 adet üretildi ve bir numaralı set Ara Güler’e hediye edildi.

Leica’nın sadece sanatçılar için değil, fotoğraf ve makine koleksiyonerleri için de önemli bir yeri var. Leica’yı sürdürülebilir ve özel yapan tüketiciye sadece bir teknoloji değil, bir yaşam tarzı sunması mı?

Leica bir ekoldür, iletişim başlatan bir markadır. Yurt dışında dolaşırken, eğer boynunuzda bir Leica makine asılı ise insanlar mutlaka yanınıza gelip sizinle sohbet etmeye başlarlar. Türkiye’de binlerce Leica kullanıcısı var. Fakat bugüne kadar bir çatı altında toplanamamışlar. Bunların içinde sadece fotoğraf değil, makine koleksiyonerleri de var. Burada amacımız sadece amatör ve profesyonel değil, görsel sanatlarla ilgili herkesin bu platformda bir araya gelmesini sağlamak. Bizim en büyük hedeflerimizden bir tanesi insanları yeniden fotoğrafa döndürmek. Leica’nın felsefesi “ürüne değil, ürünün ürününe insanları yönlendirmek.”

Hazırlayan: Elvin Evren

post-banner

Bir Cevap Yazın