beril-ates-3
SÖYLEŞİ

KAFA farkıyla önde Beril Ateş

post-banner

Onun ilgisini insanlar çekiyor. İnsanlığın gidişatıysa içinde korku yaratıyor. İşte böyle zamanlarda denizaltına saklanıyor. Bir hikayenin kahramanı olmasa da farklı kahramanların ve KAFA markasının yaratıcısı Beril Ateş ile hoş bir söyleşi yaptık. Keyifli okumalar…

Her şey Kafa’da başlıyor. Peki Beril Ateş’in kafası nasıl çalışıyor? Nereden geldi, nerelere gidiyor?

Benim Kafa hayallerle çalışıyor. Bu hayata sığdırmak istediğim birçok güzellik var, onları yaşayabilmek için çabalıyor kafam. Yani biraz “konfor alanı”nın dışında işliyor. Daha zevkli, tatmin edici… Kısaca özetlemem gerekirse; denizden geldi, insanlarla yoğruluyor, yine denize dönecek gibi duruyor. Türkiye ve Amerika’da yaşıyorsunuz, Hindistan ve İran gibi baskın kültürlerin merkezine yolculuk ediyorsunuz. Birçok farklı coğrafya, sayısız insan prototipi.

post-banner

Kafayı insanlara ve insanlığa takmış biri olarak size göre nedir bu insanları birbirinden farklı ya da bir kılan?

İnsan garip bir varlık. Hayranlık duyulacak kadar yüce ve nefret dahi edilemeyecek kadar zavallı olabiliyoruz. Bizi farklı kılan da bir kılan da aslında insanlığımız. Yaşamımız boyunca iyi bir insan olabilmek için ne kadar çabalıyoruz bunu sorgulamamız gereken bir çağdayız. Kötülüğün elinde oyuncağa dönmüşüz gibi hissediyorum. İnsanlar zaten birbirinden farklı, olması gereken ve güzel olan da bu ancak maalesef bizi ayrıştıran öyle çok şey var ki… Din, dil, ırk ayrımcılığını bir kenara bırakalım; bugün sosyal medya ve TV programları bile bu ayrımcılığı körüklüyor. Bizi bir kılanın ise sevgimiz ve korkularımız olduğunu düşünüyorum. Manipüle edilmesi en kolay en ortak duygularımız bu ikisi. Bu yüzden bizi ayrıştırmak istediklerinde bu iki duyguya yükleniyorlar. Bizse en çok bu duygulara tutunmalıyız, çünkü sevgi asla yok olmaz.

 

Çizimle, renklerle, fotoğraflarla dolu bir portfolyo var önümüzde. Beril Ateş çok yönlü bir sanatçı peki bir günü nasıl geçiyor?

Ben 24 saat yaşayan bir atölyede çalışıyorum. Burası hem evim hem çalışma alanım. Günün kalabalık saatlerini daha çok araştırmalarıma ayırıyorum. Çizim yapmaya ise şehrin gürültüsü durulduktan sonra başlıyorum. Haliyle uzun soluklu oluyor, gece 3-5… Arada bir şeyler içmeye çıkıyorum, nefes alıyorum. Sonra yine devam. Eğer bir sergi hazırlığındaysam o büyünün bozulmaması ve ilhamımı korumak için günlerce atölyeden dışarı adım atmadığım oluyor. Bundan hiç şikayetçi değilim, aksine mutlu oluyorum. Kurumsal yaptığım projelerde ise bir onaylatma/beğendirme kaygısı taşıdığım için birazcık daha stresli bir ortam hakim oluyor:) Bunun dışında atölyede yaratıcı illüstrasyon dersi verdiğim yirmiye yakın öğrencim var. Onlarla geçirdiğim keyifli vakitler bu mekana ayrı bir enerji veriyor.

Ürün üzerinde eserlerinizi görmek… Yaptığınız şey bir yandan sıradanlaşıyor (popüler dünyanın bir objesi oluyor ve herkes tarafından ulaşılabilir bir hale geliyor) bir diğer yandan da sıradan olanlara sıra dışılık katıyor. Bu noktada sizin bakışınız nedir?

Evet bu sıradanlaşmayı önlemek için ben kendimi 2 farklı kimliğe böldüm. Markam KAFA, çizimhane ve sanatçı Beril Ateş ayrı çizgilerde yürüyor. Çizimlerimin insanların kullandığı objelere dönüşmesi tabi ki müthiş bir keyif veriyor ama sanatla popüler kültür unsurlarını iyi ayırmak lazım. Bu yüzden KAFA için kullandığım illüstrasyonları buntarafa hiç karıştırmıyorum. Sergilerim için yaptığım eserleri ise sıradanlaşmamaları ve orijinalliklerini korumaları için hiçbir ürüne dönüştürmüyorum. Bazı şeyler tek ve özel kalmalı. Özellikle seri üretim çağında özgün eserler giderek kıymetleniyor.

Yeni olamayacak kadar tecrübeli, eski olamayacak kadar da gençsiniz. Bugüne kadar biriktirdiklerinizle peşiniz sıra gelenlere neler tavsiye edersiniz?

Her iş gibi sanat da sabır ve adanmışlık ister. Her şey hemencecik olmuyor. Çok emek veriyoruz hepimiz çünkü büyümek zaman alıyor. Bazen sabredip tecrübe ve bilgi biriktirmeniz, zamanı geldiğindeyse aksiyona geçmeniz lazım. Sanat hissi bir olgu. Bu yüzden lütfen hislerinizi dinleyin ve mantığınızla yoğurarak hareket edin. Emin olun giderek yapaylaşan bu dünyada samimiyetinizi ve içtenliğinizi koruyarak sevgiyle hareket etmeniz günün sonunda size çok şey kazandıracak.

Hazırlayan: Duygu Yazıcı

post-banner

Bir Cevap Yazın